Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Adalet Bakanlığı

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Adalet Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: Umut Altaş FBI'a ifade verdi Haber

Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: Umut Altaş FBI'a ifade verdi

Adli yardımlaşma kapsamında Türkiye'ye ulaştırılan FBI tutanağında Altaş'ın, Gülistan Doku'nun öldürüldüğünü gördüğünü ve cesedinin taşınmasına yardım ettiğini öne sürdüğü aktarıldı. Altaş'ın ifadelerinde, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel hakkında da ağır suçlamalarda bulunduğu belirtildi. Söz konusu anlatımların soruşturma kapsamında değerlendirildiği, Altaş'ın beyanlarının tek başına olayın nasıl gerçekleştiğini kesin olarak ortaya koymadığı ve iddiaların adli makamlarca araştırıldığı kaydedildi. 109 soruluk adli yardımlaşma talebi Haberde aktarılan bilgilere göre Türkiye, Altaş'ın ifadesinin alınması amacıyla ABD makamlarına kapsamlı bir soru seti gönderdi. FBI ile ABD İç Güvenlik Soruşturmaları birimi görevlilerinin Altaş'ı 19 ve 20 Ağustos 2026 tarihlerinde Pennsylvania'daki Moshannon Valley İşleme Merkezi'nde sorguladığı belirtildi. FBI'ın 26 Ağustos 2026 tarihli yazısında, görüşmeleri içeren FD-302 raporunun Türkiye'nin adli yardımlaşma talebine yanıt olarak hazırlandığının ifade edildiği aktarıldı. Dosyanın, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü üzerinden Türk adli makamlarına ulaştırıldığı bildirildi. Tutanakta, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturmayı kasten öldürme, nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ile delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme suçları yönünden sürdürdüğü kaydedildi. Türkiye tarafından hazırlanan soru setinde Altaş'a yöneltilmek üzere 109 soru bulunduğu belirtildi. Altaş: "Beni kullandı" FBI sorgusunda Altaş'a Mustafa Türkay Sonel ile ilişkisi soruldu. Altaş'ın, Sonel tarafından kullanıldığını söylediği ve kendisinin Gülistan Doku'nun öldürülmesi ile suçun üzerine bırakılması amacıyla kullanılmış olabileceğini öne sürdüğü aktarıldı. FBI görevlilerinin, "Mustafa Türkay Sonel'in Gülistan Doku'yu öldürdüğüne inanıyor musun?" sorusuna Altaş'ın olumlu yanıt verdiği belirtildi. Altaş'ın bu kanaatinin gerekçesi olarak cinayete tanık olduğunu ileri sürdüğü kaydedildi. Gülistan Doku'nun otomobile bindirildiğini öne sürdü Altaş'ın anlatımına göre olay 5 Ocak 2020 gecesi meydana geldi. Altaş, Mustafa Türkay Sonel ile birlikte Gülistan Doku'nun bulunduğu bölgeye gittiklerini ve Doku'yu köprü çevresinde gördüklerini iddia etti. Daha sonra Doku'nun BMW marka otomobile bindiğini öne süren Altaş, araçta Sonel'in sürücü koltuğunda, kendisinin ön yolcu koltuğunda, Doku'nun ise arka koltukta bulunduğunu söyledi. Altaş, araç içerisinde Doku'nun kendilerine tepki gösterdiğini ve tartışmanın ardından çığlık attığını ileri sürdü. Ardından Sonel'in araçtaki bir tabancayla Doku'ya ateş ettiğini iddia eden Altaş, genç kadının hayatını kaybettiğini gördüğünü söyledi. Bu anlatımların tamamının Altaş'ın beyanlarına dayandığı ve soruşturma makamlarınca değerlendirildiği belirtildi. "Cesedi bagaja taşıdık" iddiası Altaş, ateş edilmesinin ardından Sonel'e neden Doku'yu öldürdüğünü sorduğunu, Sonel'in ise kendisinden susmasını ve cesedin taşınmasına yardım etmesini istediğini öne sürdü. Başlangıçta bunu reddettiğini söyleyen Altaş, daha sonra Doku'nun cesedini birlikte BMW'nin bagajına koyduklarını iddia etti. Altaş ayrıca, cesedin araca konulmasının ardından Sonel'in dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in koruma görevlisi Şükrü Eroğlu'nu telefonla aradığını öne sürdü. "Babam bu işi halledecek" sözleri Altaş'ın ifadesine göre Sonel ile Eroğlu yaklaşık 15-20 dakika görüştü. Görüşmenin ardından Sonel'in kendisine susmasını ve olaydan kimseye bahsetmemesini söylediğini iddia eden Altaş, "Bu mesele ortadan kalkmaz" şeklindeki sözlerine karşılık Sonel'in babasının konuyu halledeceğini söylediğini öne sürdü. Altaş, ertesi sabah Sonel'in kendisini tekrar aradığını ve olayın halledildiğini söylediğini de iddia etti. Ceset için Pertek yolu iddiası FBI tutanağında yer aldığı belirtilen bir diğer iddia ise Doku'nun cesedinin bulunabileceği yerle ilgili oldu. Altaş, Sonel'in kendisine cesedin olay bölgesinden Pertek yönünde yaklaşık 15-20 dakikalık mesafede bulunduğunu söylediğini öne sürdü. Daha sonra bu mesafeyi yaklaşık 30 dakika olarak düzelten Altaş, cesedin yeni yapılan bir yolun kenarına gömülmüş olabileceğini tahmin etti. Altaş, bu bölümün doğrudan gördüğü bir olaya değil, Sonel'den aldığını öne sürdüğü bilgilere dayandığını belirtti. Baz ve PTS kayıtları sorguda gündeme geldi FBI sorgusunda Türk soruşturma makamlarınca elde edilen daraltılmış baz kayıtları ile Plaka Tanıma Sistemi (PTS) verilerinin de Altaş'a gösterildiği aktarıldı. Dosyadaki tespitlere göre Altaş'ın 5 Ocak 2020 saat 22.09'da Gülistan Doku'nun son görüldüğü Sarısaltuk Viyadüğü çevresinde bulunduğu belirtildi. Mustafa Türkay Sonel'in 22.08-22.37, Şükrü Eroğlu'nun ise 22.08'de aynı bölgede bulunduğu yönündeki kayıtların da sorguda gündeme getirildiği ifade edildi. PTS verilerine göre Sonel'in kullandığı BMW'nin saat 22.17.51'de Tunceli'den Elazığ yönüne çıktığı, 22.30.17'de ise Tunceli yönüne döndüğü aktarıldı. Aracın dönüşü sırasında sürücü koltuğunda Sonel'in, ön yolcu koltuğunda ise Altaş'ın bulunduğunun belirlendiği kaydedildi. Kamera kayıtlarıyla ilgili iddia Söz konusu kayıtların Altaş'ın ilk anlatımıyla çelişmesi üzerine FBI görevlilerinin sorguyu derinleştirdiği belirtildi. Altaş'ın daha sonra Sonel ile aynı BMW'yle köprü bölgesine geri döndüklerini söylediği aktarıldı. Altaş, dönüş gerekçesinin bölgede kamera bulunup bulunmadığını kontrol etmek olduğunu öne sürdü. Üniversite kamerasının kayıtlarıyla ilgili sorulara da yanıt veren Altaş, Sonel'in kendisine kameraların kayıt yapmayacağını söylediğini iddia etti. Ancak kayıtların kim tarafından veya nasıl silindiğini bilmediğini ifade etti. Tehdit edildiğini ve para teklif edildiğini öne sürdü Altaş, olayın ardından Sonel tarafından tehdit edildiğini de ileri sürdü. Sonel'in kendisine ve ailesine yönelik tehditlerde bulunduğunu iddia eden Altaş, olay hakkında susması için kendisine para teklif edildiğini de öne sürdü. Altaş ayrıca Sonel'in kendisine ailesinin devlet içindeki gücüne ilişkin ifadeler kullandığını iddia etti. Bu iddiaların da FBI tutanağında Altaş'ın beyanları kapsamında yer aldığı belirtildi. Hamilelik ve kürtaj iddiasında geri adım attı Sorguda, Gülistan Doku'nun hamile kaldığı ve kürtaja zorlandığı yönündeki daha önce ortaya atılan iddialar da gündeme geldi. Altaş, bu konuda doğrudan bilgi sahibi olmadığını söyledi. Ancak daha önce eski işvereni Rüstem Keskin ile yaptığı görüşmede bu yönde ifadeler kullandığının hatırlatılması üzerine, söz konusu ifadelerin kendisine ait olduğunu kabul ettiği aktarıldı. Altaş'ın daha sonra hamilelik ve kürtajla ilgili bazı ayrıntıları tahmin etmiş olabileceğini ve her şeyi hatırlamadığını savunduğu belirtildi. "Ceset videosu gönderildi" iddiası FBI sorgusunda gündeme gelen bir diğer konu ise Altaş'a WhatsApp üzerinden gönderildiği öne sürülen bir video oldu. Altaş, Mustafa Türkay Sonel'in kendisine yalnızca bir kez izlenebilen bir video gönderdiğini ve görüntülerde bir kişinin ceset parçası tuttuğunu söylediğini aktardı. Videonun Sonel tarafından gönderildiğini doğrulayan Altaş, görüntülerdeki cesedin Gülistan Doku'ya ait olup olmadığını kesin olarak belirleyemediğini ifade etti. FBI görevlilerinin, daha önce videodaki kişinin Doku olduğunu söylediği yönündeki beyanını hatırlatması üzerine Altaş'ın bu sözlerin kendisine ait olduğunu kabul ettiği, ancak görüntüyü net şekilde göremediğini savunduğu belirtildi. "Olay sırasında oradaydım" dedi FBI görevlilerinin Altaş'a Doku'nun öldürüldüğü sırada Sonel ve Doku ile birlikte olup olmadığını ve olaya bizzat tanık olup olmadığını sorduğu aktarıldı. Altaş'ın her iki soruya da olumlu yanıt verdiği, iki günlük sorgu boyunca ortaya çıkan çelişkili anlatımlara rağmen olay sırasında bölgede bulunduğu yönündeki beyanını sürdürdüğü belirtildi. Babasına gönderdiği mesaj da soruldu Soruşturmada dikkat çekilen delillerden biri olarak, Altaş'ın babası Celal Altaş'ın telefonunda bulunan WhatsApp mesajı da FBI sorgusunda gündeme geldi. Umut Altaş'ın babasına gönderdiği belirtilen mesajda, kendisinin susturulduğuna ilişkin ifadelerin yer aldığı aktarıldı. FBI görevlilerinin mesajı sorması üzerine Altaş, mesajı kendisinin gönderdiğini kabul etti ancak neden bu ifadeleri kullandığını hatırlamadığını söyledi. ABD'ye gidiş kararının kimin tarafından alındığı da sorguda soruldu. Altaş'ın önce bunun kendi kararı olduğunu söylediği, daha sonra ise kararın ailece alındığını ifade ettiği belirtildi. ABD'ye geçişini anlattı Altaş, 25 Mayıs 2022'de İstanbul'dan Meksika'ya uçtuğunu ve ardından ABD sınırına geçtiğini anlattı. Sınırı yasa dışı şekilde geçebilmek için bir Meksika vatandaşına yaklaşık 10 bin dolar ödendiğini öne süren Altaş, bu paranın Tunceli'de babası tarafından ilgili kişiye verildiğini iddia etti. Eski tarihlere ilişkin baz kayıtları da soruldu Soruşturmada Doku'nun kaybolmasından önceki dönemle ilgili bazı kayıtların da FBI sorgusunda gündeme getirildiği aktarıldı. Türk makamlarının daraltılmış baz çalışmasına göre 27 Aralık 2019'da saat 15.31-16.22 arasında Altaş ile Doku'nun Gençlik Merkezi çevresinde aynı bölgede bulunduğunun tespit edildiği belirtildi. Altaş, kendisinin ve Mustafa Türkay Sonel'in bölgede bulunduğunu, Doku'nun da orada bulunmuş olabileceğini söyledi. Bir kızın Sonel tarafından takip edildiğini, daha sonra birlikte binaya girdiklerini ve yaklaşık 15 dakika sonra çıktıklarını anlattı. Bu kişinin Doku olup olmadığı sorusuna ise Altaş'ın "Mümkün olabilir" yanıtını verdiği aktarıldı. Altaş, dönemin valisini suçladı İki günlük sorgunun sonunda FBI görevlilerine Gülistan Doku hakkında bildiklerinin tamamını anlattığını söyleyen Altaş, soruşturmanın adil yürütülmediğini ileri sürdü. Altaş, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'i olayın üzerinin kapatılması ve oğlu Mustafa Türkay Sonel'in adli makamlara teslim edilmemesiyle suçladı. Altaş'ın FBI'a verdiği ifadede yer alan iddiaların, Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin devam eden soruşturma kapsamında adli makamlar tarafından değerlendirileceği belirtildi. Söz konusu beyanların kesinleşmiş bir yargı kararı niteliğinde olmadığı ve ilgili kişiler açısından suçluluk hükmü oluşturmadığı kaydedildi.

Hemşire Ebru Anik'ten yardım çağrısı: “Ölmeden önce sesimi duyun” Haber

Hemşire Ebru Anik'ten yardım çağrısı: “Ölmeden önce sesimi duyun”

Ebru Anik, Mustafa M. ile 2023 yılının Aralık ayında başlayan yaklaşık 3 yıllık ilişkilerinin son 1,5 yılında şiddete maruz kaldığını iddia etti. Ayrılmak istediğinde ise tehdit ve şantajla ilişkiyi sürdürmeye zorlandığını öne süren Anik, ailesinin de tehdit edilmesi nedeniyle daha önce yaptığı şikayetlerden birini geri çekmek zorunda kaldığını söyledi. Yaklaşık bir ay önce yeniden şikayetçi olduğunu ve Mustafa M. hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığını belirten Anik, buna rağmen eski sevgilisinin kendisini takip etmeye ve tehdit etmeye devam ettiğini ifade etti. Uzaklaştırma kararına rağmen siteye geldi Anik'in iddiasına göre Mustafa M., 27 Ağustos günü saat 06.30 sıralarında yaşadığı sitenin girişine geldi. Güvenlik görevlilerinin önünde eski sevgilisi tarafından darbedildiğini belirten Anik, olay sırasında polis ekiplerine haber verilmesini istediğini söyledi. Yaşadıklarını anlatan Anik, daha önce de şiddet gördüğünü ve burnunun kırıldığını belirterek elinde mesaj, ses kaydı ve çeşitli görüntülerin bulunduğunu ifade etti. Anik, uzaklaştırma kararına rağmen evinin bulunduğu siteye gelen Mustafa M.'nin kendisini insanların gözü önünde darbettiğini öne sürdü. “Bu adam ne uzaklaştırma kararından ne hukuktan korkuyor” Can güvenliği konusunda endişeli olduğunu belirten Anik, yetkililere yaptığı çağrıda şu ifadeleri kullandı: “Ben buradan İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne ve Adalet Bakanlığı'na sesleniyorum: Lütfen beni koruyun. Bu kişi ne devletten ne polisten ne de uzaklaştırma kararından korkuyor. Uzaklaştırma kararı bile bu adamı durduramıyor.” Anik, eski sevgilisinin kendisini farklı numaralardan ve sosyal medya hesaplarından da tehdit ettiğini, bu mesajların ekran görüntülerini sakladığını söyledi. Site güvenlik kameralarındaki görüntülere ulaşmak istediğini belirten Anik, kendisine görüntülerin savcılıktan alınacak yazıyla teslim edilebileceğinin söylendiğini ifade etti. “Benden kurtulmanın tek yolu beni öldürmen” mesajını gönderdiğini iddia etti Ebru Anik, eski sevgilisinin kendisine yönelik tehditlerinin sürdüğünü öne sürerek, mesaj kayıtlarının bulunduğunu söyledi. Anik, Mustafa M.'nin kendisine, “Senin benden kurtulman için tek çaren ben uyurken uykumda beni öldürmen. Başka türlü kurtulamazsın, ben vazgeçmem” şeklinde mesaj gönderdiğini iddia etti. Eski sevgilisinin kendisini gördüğü yerde öldürmekle tehdit ettiğini de öne süren Anik, daha önce defalarca emniyete başvurduğunu ve hakkında uzaklaştırma kararı bulunmasına rağmen saldırıya uğradığını belirtti. “Ölmek istemiyorum” Can güvenliğinden ciddi şekilde endişe ettiğini dile getiren Anik, yetkililerden kendisine yönelik koruma tedbirlerinin etkin şekilde uygulanmasını istedi. Anik, “Ben öldükten sonra mı adalet sağlanacak? Ben ölmek istemiyorum. Ölmeden önce sesimi duyun. Bu adam beni gördüğü yerde öldürecek diye korkuyorum. Lütfen devletimden bana sahip çıkmasını istiyorum” diyerek yardım çağrısında bulundu. Olayla ilgili hukuki sürecin ve tarafların başvurularının devam ettiği bildirildi.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: 16'sı kırmızı bültenli 60 suçlu yakalandı Haber

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: 16'sı kırmızı bültenli 60 suçlu yakalandı

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunan suçlulara yönelik çalışmalar kapsamında 60 kişinin Türkiye'ye getirildiğini açıkladı. Bakan Çiftçi'nin paylaşımına göre, kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan 16, ulusal seviyede aranan 44 kişi; Gürcistan, Yunanistan, Almanya, Birleşik Krallık, Bulgaristan, Karadağ, Polonya, Sırbistan, Ermenistan, İsviçre, Romanya ve Rusya'dan yakalanarak Türkiye'ye iade edildi. İade edilenler arasında kırmızı bültenle aranan 16 kişinin yanı sıra ulusal seviyede aranan 44 kişi bulunuyor. EN FAZLA İADE GÜRCİSTAN'DAN Yakalanarak Türkiye'ye getirilen aranan şahısların 43'ünün Gürcistan'dan, 5'inin Yunanistan'dan, 2'şer kişinin ise Almanya ve Birleşik Krallık'tan olduğu belirtildi. Diğer şahıslar Bulgaristan, Karadağ, Polonya, Sırbistan, Ermenistan, İsviçre, Romanya ve Rusya'dan getirildi. Operasyon ve iade süreçlerinde Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol-Europol Daire Başkanlığı ile Adalet Bakanlığı görevlilerinin yanı sıra KOM, İstihbarat ve Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlıkları ile Siber, Asayiş ve TEM Daire Başkanlıklarının koordineli çalışma yürüttüğü bildirildi. “HİÇBİR SUÇLU YURT DIŞINA ÇIKARAK İZİNİ KAYBETTİREMEYECEK” İlgili ülkelerin kolluk birimleriyle yürütülen iş birliği sayesinde aranan şahısların tespit edilerek yakalandığı ve Türkiye'ye iadelerinin sağlandığı ifade edildi. Bakan Çiftçi, paylaşımında “Hiçbir suçlu yurt dışına çıkarak izini kaybettiremeyecek” mesajını verdi. Bakan Çiftçi, suçluların kaçış güzergâhlarının kapatılmasına ve kırmızı bültenle veya ulusal seviyede aranan kişilerin Türkiye'ye getirilmesine yönelik çalışmaların sürdürüleceğini belirtti. Çiftçi ayrıca operasyonlarda görev alan polisleri ve ilgili başkanlık ile daire başkanlıklarını tebrik ederek, iade süreçlerine katkı sağlayan Adalet Bakanlığı görevlilerine teşekkür etti.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, bugüne kadar 36 dosyada, 41 maktul ve 7 yaralının bulunduğu faili meçhul olayların aydınlatıldığını açıkladı Haber

Adalet Bakanı Akın Gürlek, bugüne kadar 36 dosyada, 41 maktul ve 7 yaralının bulunduğu faili meçhul olayların aydınlatıldığını açıkladı

Adalet Bakanı Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde hiçbir suçun cezasız kalmaması amacıyla çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Adalet Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasındaki koordinasyonun yanı sıra Cumhuriyet Başsavcılıkları, emniyet ve jandarma teşkilatlarının iş birliğiyle yürütülen çalışmaların somut sonuçlar verdiğini vurgulayan Bakan Gürlek, 24 Nisan 2026’da kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın koordinasyonunda bugüne kadar 36 dosyanın aydınlatıldığını kaydetti. Bakan Gürlek, aydınlatılan dosyalarda 41 maktul ve 7 yaralının bulunduğunu belirterek, çalışmalar kapsamında yıllardır faili belirlenemeyen iki önemli dosyada daha kritik sonuçlara ulaşıldığını duyurdu. "ANKARA'DA AYNI YÖNTEMLE GERÇEKLEŞTİRİLEN CİNAYETLER YENİDEN MERCEK ALTINA ALINDI" Bakan Gürlek, Ankara’da 2015 yılında aynı yöntemle gerçekleştirilen 3 kasten öldürme ve 6 kasten öldürmeye teşebbüs olayının yeniden mercek altına alındığını belirterek, “Ankara’da 2015 yılında aynı yöntemle gerçekleştirilen 3 kasten öldürme ve 6 kasten öldürmeye teşebbüs olayı yeniden mercek altına alındı. Hasan Saygın, Muhsin Demirdirek ve Mustafa Çağmaoğlu’nun öldürüldüğü, 6 kişinin ise öldürülmeye teşebbüs edildiği olaylar arasındaki benzerlikler incelendi. Beyanlar, HTS ve baz kayıtları, şüphelinin olayların yaşandığı dönemdeki hareketleri ile Antalya’da işlenen benzer nitelikteki bir cinayet birlikte değerlendirildi. M.Ö.’nün 2015 yılı sonunda Ankara’dan ayrılmasının ardından benzer saldırıların sona ermesi de dosyadaki önemli bulgulardan biri oldu. Hâlen başka bir cinayet suçundan cezaevinde bulunan M.Ö.’nün, Ankara’daki 3 cinayet ve 6 öldürmeye teşebbüs olayının şüphelisi olduğu tespit edildi. 7 Ağustos 2026 tarihinde ifadesi alınan M.Ö., 3 kez kasten öldürme ve 6 kez kasten öldürmeye teşebbüs suçundan tutuklandı.” dedi. OSMANİYE'DE ÖLDÜRÜLEN ALA ÇİFTİNİN DOSYASI YENİDEN ELE ALINDI Osmaniye'de ise 13 Şubat 2019'da evlerinde öldürülen Mustafa ve Hüsna Ala çiftinin dosyasının yeniden ele alındığını belirten Bakan Gürlek, şu ifadeleri kullandı: “Osmaniye’de ise 13 Şubat 2019 tarihinde evlerinde öldürülen Mustafa ve Hüsna Ala çiftinin dosyası yeniden ele alındı. Olay yeri fotoğrafları, kayıp senet, tanık anlatımları, HTS ve daraltılmış baz kayıtları ile PTS verileri yeniden değerlendirildi. Şüpheli Y.K.’nın maktulle irtibatı, olay bölgesindeki baz kayıtları ve aracına ait giriş-çıkış kayıtları tespit edildi. 21 Ağustos’ta gözaltına alınan şüpheli, çıkarıldığı Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklandı.” “SUÇUN VE SUÇLUNUN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ” Bakan Gürlek, soruşturmaları titizlikle yürüten Ankara ve Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığına, Ankara ve Osmaniye İl Emniyet Müdürlüklerine, adliye, emniyet ve jandarma teşkilatlarının mensuplarına teşekkür etti. “Aradan kaç yıl geçerse geçsin suçun ve suçlunun peşini bırakmayacağız” diyen Bakan Gürlek, kamu vicdanında açık kalan hiçbir dosyanın sahipsiz bırakılmayacağını, faili meçhul olayların birer birer aydınlatılmaya devam edeceğini kaydetti.

Bakan Gürlek: Binyamin Netanyahu’nun da bulunduğu 35 sanık hakkında kovuşturma yürütüldüğünü açıkladı. Haber

Bakan Gürlek: Binyamin Netanyahu’nun da bulunduğu 35 sanık hakkında kovuşturma yürütüldüğünü açıkladı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu aktivistlerine uluslararası sularda gerçekleştirilen saldırıya ilişkin Türkiye’de yürütülen yargı süreci hakkında açıklamalarda bulundu. Bakan Gürlek, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2026/108 Esas sayılı dosyasında, aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch’in de bulunduğu 35 sanık hakkında kovuşturma yürütüldüğünü bildirdi. NETANYAHU HAKKINDA YAKALAMA EMRİ Bakan Gürlek, dosya kapsamında Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch hakkında “soykırım” suçundan 14 Temmuz 2026 tarihinde yakalama emri verildiğini açıkladı. Bu karar doğrultusunda söz konusu kişilerin uluslararası düzeyde aranması amacıyla kırmızı bülten çıkarılması için Adalet Bakanlığı tarafından İçişleri Bakanlığına talepte bulunulduğunu belirten Gürlek, ilgili evrakın Dışişleri Bakanlığına iletildiğini kaydetti. ÇOK SAYIDA SUÇTAN YARGILAMA Gürlek’in açıklamasına göre Netanyahu ve Moskovitch; Gazze’ye insani yardım taşıyan sivillere uluslararası sularda silahlı müdahale edilmesi ve aktivistlerin alıkonulmasına ilişkin eylemler kapsamında çeşitli suçlamalarla yargılanıyor. Sanıklar hakkında yöneltilen suçlamalar arasında “insanlığa karşı suç”, “soykırım”, “nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “kasten yaralama”, “eziyet”, “mala zarar verme”, “nitelikli yağma” ve “ulaşım araçlarının kaçırılması” bulunuyor. “CEZASIZLIK ZIRHINA İZİN VERMEYECEĞİZ” Gazze’de yaşananlara ilişkin uluslararası hukuk mekanizmalarının işletilmesi gerektiğini belirten Gürlek, Netanyahu yönetiminin hesap sorulamaz olduğu yönündeki anlayışı kabul etmediklerini ifade etti. Bakan Gürlek, “Gazze’de işlenen suçların üzerinin örtülmesine, sorumluların cezasızlık zırhıyla korunmasına müsaade etmeyeceğiz” mesajını verdi. Türkiye’nin ulusal ve uluslararası hukukun bütün imkanlarını kullanacağını belirten Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Filistin halkının ve insanlık vicdanının yanında durmaya devam edeceklerini ifade ederek, insanlığa karşı suç işleyenlerin hukuk önünde hesap vermesi için gerekli adımların kararlılıkla atılacağını kaydetti. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu aktivistlerine uluslararası sularda gerçekleştirilen saldırıya ilişkin yargı süreci kararlılıkla devam etmektedir. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2026/108 Esas sayılı dosyasında, aralarında Binyamin… — Akın Gürlek (@abakingurlek) August 21, 2026

Kırıkkale’de 11 Yıllık Cinayetin Soruşturmasında 17 Şüpheli Adliyeye Sevk Edildi Haber

Kırıkkale’de 11 Yıllık Cinayetin Soruşturmasında 17 Şüpheli Adliyeye Sevk Edildi

Kırıkkale’de 2014 yılında kaybolan Hüseyin Okumuşoğlu’nun öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturmada, cinayetle bağlantılı oldukları değerlendirilen 17 şüpheli gözaltına alındı. Şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Olay, 16 Mayıs 2025’te Çalılıöz Mahallesi’nde bir apartman dairesinde parçalanmış insan cesedinin derin dondurucuda bulunmasıyla ortaya çıktı. Yapılan kriminal incelemelerde cesedin 7 parçaya ayrıldığı ve yaklaşık 11 yıl boyunca derin dondurucuda saklandığı belirlendi. Kimliklendirme sonucunda cesedin, 2014 yılında kayıp başvurusu yapılan Hüseyin Okumuşoğlu’na ait olduğu kesinleşti. 7 milyon veri incelendi Soruşturma, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesindeki Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının koordinasyonunda derinleştirildi. Dosya kapsamında 98 kişinin ifadesi alındı, 112 kurum ve kuruluşla yazışma yapıldı. Şüphelilere ait GSM kayıtları, baz istasyonu analizleri, Plaka Tanıma Sistemi kayıtları, kamera görüntüleri ve diğer teknik verilerden oluşan yaklaşık 7 milyon veri incelendi. 3 ilde eş zamanlı operasyon Aylar süren teknik ve fiziki çalışmaların ardından cinayetle bağlantılı oldukları değerlendirilen 17 şüpheli tespit edildi. Kırıkkale, Ankara ve Aydın'daki adreslere düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda şüphelilerin tamamı gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 17 şüpheli, geniş güvenlik önlemleri altında Kırıkkale Adliyesi’ne gönderildi.Soruşturmanın adli makamlarca yürütülen süreci devam ediyor.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, adalete erişimini kolaylaştırmaya yönelik uygulamaları anlattı. Haber

Adalet Bakanı Akın Gürlek, adalete erişimini kolaylaştırmaya yönelik uygulamaları anlattı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, adalet sisteminde mağdurları koruyan ve kırılgan grupları destekleyen özel uygulamaların hayata geçirildiğini açıkladı. Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Daire Başkanlığı aracılığıyla adli süreçler hakkında bilgilendirme ve yönlendirme ile psikososyal destek hizmetleri sunulduğunu belirtti. MAĞDURLAR İÇİN ÖZEL GÖRÜŞME ORTAMLARI Adli görüşme odalarında mağdurların, tanıkların ve çocukların ifade ve beyanlarının uzmanlar eşliğinde, özel olarak tasarlanmış ortamlarda alınmasını sağladıklarını ifade eden Gürlek, bu uygulamayla ikincil örselenmenin önüne geçilmesinin amaçlandığını kaydetti. Çocuklara yönelik adli süreçlerde ise çocuğun üstün yararının gözetildiğini belirten Gürlek, çocukların yetişkinlerden ayrı, güvenli ve çocuk dostu ortamlarda adli süreçlere dahil edilmesini sağladıklarını aktardı. ŞİDDET SUÇLARINDA UZMANLAŞMA VURGUSU Bakan Gürlek, Çocuk Suçları Soruşturma Büroları ile Aile İçi ve Kadına Yönelik Şiddet Suçları Soruşturma Bürolarında uzmanlaşmayı ve etkinliği artırmaya yönelik çalışmalar yürütüldüğünü belirtti. Bu bürolar aracılığıyla koruyucu mekanizmaların güçlendirildiğini ifade eden Gürlek, adli süreçlerin mağdur odaklı şekilde yürütülmesine yönelik uygulamaların sürdürüldüğünü bildirdi. Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Daire Başkanlığımız bünyesinde, insanı merkeze alan adalet anlayışımızla mağdurların ve kırılgan grupların adli süreçlerde etkin şekilde desteklenmesine yönelik hizmetler sunuyoruz. Çocuk adaletinde uzmanlaşmayı güçlendiren, şiddet mağdurlarının… pic.twitter.com/B8CV7HKfYc — T.C. Adalet Bakanlığı (@adalet_bakanlik) August 15, 2026 ENGELLİ BİREYLERİN ADALETE ERİŞİMİ KOLAYLAŞTIRILIYOR Paylaşımında adalete erişimde engelli bireylere yönelik çalışmalara da değinen Bakan Gürlek, işitme ve görme engelli bireylerin adalete erişimini kolaylaştıran dijital hizmetlerin hayata geçirildiğini açıkladı. Bakan Gürlek, yürütülen tüm çalışmaların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya konulan “Türkiye Yüzyılı’nı Adaletin Yüzyılı Kılma” hedefi doğrultusunda gerçekleştirildiğini belirterek, daha hızlı, etkin, erişilebilir ve güven veren bir adalet sistemi için çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.