SON DAKİKA
Hava Durumu

#Adalet

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ümit Özdağ: Vatandaşlığı değiştirenler vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir, Buna izin vermeyiz. Haber

Ümit Özdağ: Vatandaşlığı değiştirenler vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir, Buna izin vermeyiz.

Ümit Özdağ'ın konuşmasındaki satırbaşları şöyle ; Bir ramazanda daha iftar sofrasında bir araya geldik. Var olun. Davetimizi kabul ettiniz geldiniz. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ne yazık ki ramazanların tadı kalmadı, bayramların tadı kalmadı. Ramazan sabır ayıdır, kanaat ayıdır, şükür ayıdır. Biz de millet olarak sabrediyoruz, şükrediyoruz ve Allah biliyor ya, milletimiz kanaat ediyor; kanaat etmek zorunda kalıyor. Çünkü adaletin olmadığı, kul hakkının yendiği, bayramların bayram, ramazanların ramazan tadı vermediği günlerden geçiyoruz. Değerli Antalyalılar, Geçen sene sahurları ve iftarları, bu salonda yaptığım bir konuşmadan dolayı Silivri Cezaevi’nde gerçekleştiriyordum. Nasip oldu, bu ramazanda yine aynı salonda, bu sefer sizlerle birlikte iftar sofrasında bir araya geldik. Biz bir araya geldik ama haksız yere tutuklu olan yurttaşlarımız hâlâ hapishanelerde kalmaya devam ediyor ve haksız yargılanmalar sürüyor. Belki sizler de görmüşsünüzdür; birkaç gün önce sosyal medyada küçük bir video dolaştı. Bir vatandaş, orada gördüğü bir başkasına, ‘Acaba İstanbul’da Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’ne nasıl gidebilirim’ diye soruyor. Soruyu sorduğu kişi ise, ‘Twitter kullanıyor musun’ diyor. ‘O zaman Twitter’a ‘Hükümet istifa’ yaz, seni hemen götürürler’ diyor. Maalesef böyle bir dönemden geçiyoruz ve düşman ceza hukuku uygulamaları devam ediyor. Öte yandan, 14 kişiyi diri diri yakarak öldüren bir terörist hapishaneden serbest bırakılıyor ve şimdi şehir şehir dolaştırılıyor. Gittiği şehirlerde belirli bir grup tarafından kahraman gibi karşılanıyor, konuşmalar yaptırılıyor. Bu adalet mi arkadaşlar? Bu adalet değil. Adaletsizlik sadece yargı sisteminde de değil; pazarda, çarşıda da var. Kul hakkının yenmesi, piyasada her gün yaşadığımız bir şey. Toplumun yüzde 10’u bütün servetin yüzde 68’ini kontrol ederken, 44 milyon insanın sahip olduğu servet Türkiye’nin toplam servetinin yüzde 2,47’si. Bazıları parfüm banyosu yapıp en lüks araçlara binip yurt dışında villalar satın alırken, ithal mal patlaması yaşanırken; 20 bin lira maaşla geçinmeye çalışan emekli, 250 lirayı cebine koyup pazar alışverişine gitmek zorunda kalıyor. 16 bin lira maaş alan bir dul, o 16 bin lirayla ayın sonunu getirebilmek için çalışıyor. Bakın, Hazreti Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi; sizden önceki toplulukların helak olmasına neden olan şeylerin başında şu gelir: İçlerinden zengin ve soylu birisi suç işlediği zaman cezasız bırakılır, fakir ve zayıf birisi suç işlerse ona ceza verilir. İşte bu toplumlar helak olur. Eski Kızılay Genel Müdürü’nün kızı ölümlü bir trafik kazası yaptı. Bir gün bile hapishaneye girmedi. Aynı kazayı fakir veya muhalif bir insan yapsaydı, şu anda hapisteydi. İşte bu adil değil. Biz, herkesin yasalar önünde eşit olduğu bir Türkiye istiyoruz. Anayasa’nın 10. maddesinin, yani bütün yurttaşların yasalar önünde eşit olduğunu söyleyen maddenin uygulandığı bir Türkiye istiyoruz. Türk halkının büyük çoğunluğu fakirleşirken, küçük bir azınlığın kontrolsüz bir şekilde zenginleşmesine, bu ülkenin zenginliklerini talan etmesine ‘hayır’ diyoruz. Herkese aynı yasaların, aynı adalet anlayışıyla uygulandığı bir Türkiye’nin mücadelesini veriyoruz. Değerli Antalyalılar, değerli Zafer Partililer, Bütün bunlar olurken, bir de bütün bu sürecin içerisinde İmralı’daki bir teröristin yapılan pazarlıklar neticesinde yeni bir statü elde ettiğini görüyoruz. Bir taraftan MHP, öbür taraftan DEM; Öcalan için barışa olan hizmetlerinden dolayı yeni bir statü istiyor. Öcalan Türkiye’ye huzur getiriyormuş. Sanki 1976’dan 2026’ya kadar geçen 50 yıl içerisinde on binlerce yurttaşımızın ölümüne bu adam neden olmamış gibi; kadın, erkek, çocuk, bebek demeden binlerce insanı öldürtmemiş gibi; beşikteki bebeği, kümesteki tavuğu öldürün emrini vermemiş gibi, ‘Öcalan Türkiye’ye barış getiriyor, ona yeni bir statü lazım’ diyorlar. Demek ki Öcalan’ın İmralı’daki mahkûm statüsü sona erdi, artık yeni bir statü verecekler. Peki bu statü nasıl verilecek? Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Öcalan Komisyonu’nu çıkardığı raporla, Öcalan’ın nasıl serbest kalacağına ve PKK’lılara nasıl af getirileceğine ilişkin yol haritasını zaten çizdi. Öcalan’ın yeni statüsünün ne olacağını ise, Öcalan yapmış olduğu ikinci açıklamasında ortaya koyuyor. Öcalan kendisini baş müzakereci ve Cumhuriyet’in yeniden kuruluşunun kurucu önderi olarak gösteriyor. Öcalan bu utanmaz açıklamasında, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl yanlış kurulduğunu ve devletin nasıl yeniden kurulması gerektiğini anlatıyor. Öcalan bize demokrasi ve hukuk dersi veriyor. Öcalan vatandaşlığı yeniden tanımlayacağımızı bize öğretiyor. Buradan, Anayasa’nın 66. maddesinde tanımlanan Türk vatandaşlığını değiştirmeyi düşünenlere sesleniyoruz: Vatandaşlığı değiştirenler, vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir. Buna izin vermeyiz.

Güney Kore 2030 yılına kadar 30 milyon turisti ağırlamayı hedefliyor. Haber

Güney Kore 2030 yılına kadar 30 milyon turisti ağırlamayı hedefliyor.

25 Şubat'ta Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae Myung, Güney Kore'nin turizm sektöründe kapsamlı bir revizyon çağrısında bulunarak, seyahat talebini artırarak ve turist akışını başkent Seul'den uzaklaştırarak 2030 yılına kadar 30 milyon uluslararası ziyaretçi çekmeyi hedeflediğini belirtti. Başbakanlık Sarayı'nda düzenlenen Ulusal Turizm Stratejisi Konferansı'nda konuşan Lee, K-kültür dalgasına dayalı kültür endüstrisinin gelişiminin ekonomik büyümeye ve önemli istihdam yaratılmasına dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Ona göre, Güney Kore'nin 2025 yılında 18.936.562 uluslararası ziyaretçiyi ağırlaması ve 2024 yılına kıyasla %15,7'lik bir artışla 20 milyon ziyaretçi hedefine ulaşması beklendiğinden, turizm endüstrisinin niceliksel büyümeden niteliksel büyümeye geçmesi gerekiyor. Geçen yıl yabancı turistlerin harcamaları 17,4 trilyon won'u aşarak 2024 yılına göre %21,1 artış gösterdi. Ancak Cumhurbaşkanı Lee, turistlerin %80'inin Seul'de yoğunlaşması durumunda büyümenin yakında zirveye ulaşacağı ve ekonomik faydaların diğer bölgelere yayılmayacağı konusunda uyardı. Hükümet, uluslararası turizm pazarını genişletmek ve bölgesel turizmi canlandırmak üzere iki ayaklı bir strateji başlattı; bu stratejiye göçmenlik prosedürlerinde reformlar, yerel havaalanlarının iyileştirilmesi, konaklama sistemlerinin geliştirilmesi ve yüksek katma değerli turizm ürünlerinin geliştirilmesi eşlik ediyor. Kültür, Spor ve Turizm Bakanı Chae Hwi Young, bunun Güney Kore'yi küresel bir turizm merkezi haline getirmek için "altın bir fırsat" olduğunu belirtti ve 30 milyon ziyaretçi hedefine bir yıl içinde ulaşılmasını önerdi. Bu konferans, cumhurbaşkanının 2019'dan bu yana ilk kez doğrudan başkanlık ettiği bir turizm stratejisi toplantısı olma özelliğini taşıyor; toplantıya genellikle Başbakan başkanlık eder. Katılımcılar arasında, Hotel Shilla CEO'su Lee Boo Jin de dahil olmak üzere özel sektör temsilcilerinin yanı sıra maliye, ulaştırma, adalet ve ilgili alanlardan sorumlu bakanlar da yer aldı. Hükümet ayrıca, ülkenin turizm destinasyonu imajını olumsuz etkileyen fahiş fiyat uygulamaları, agresif pazarlama ve düşmanca davranışlarla kapsamlı bir şekilde mücadele edeceğine söz verdi.

Ağıralioğlu: Muhalefet nasıl yapılacak göstereceğiz Haber

Ağıralioğlu: Muhalefet nasıl yapılacak göstereceğiz

Anahtar Partisi Genel Başkanı Ağıralioğlu, Anahtar Parti'nin Bursa İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. İftar programında Ağıralioğlu’nun yanı sıra, Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Sedat Yalçın, Bursa İl Başkanı Fikret Aslan ve partililer yer aldı. Programda konuşan Ağıralioğlu, muhalefet partilerini eleştirerek, “Muhalefet evlere şenlik. Böyle muhalefette olup muhalefeti konuşmayı sevmiyorum ben. Ama muhalefetin böyle olması siyaset kalitemizi bozuyor. Muhalefet doğru yapsa, iktidar doğruya mecbur oluyor. Anahtar Parti, Bursa’da sokak sokak geziyor, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) peşinizden geziyor. Nasılmış siyaset? Siz iftar yapıyorsunuz, iftar yapıyorlar. Esnaf geziyorsunuz, esnaf geziyorlar. Köylere gidiyorsunuz, köylere gidiyorlar. Niye? Kaliteli siyaset, rekabet oluşturan siyaset iktidarı sokağa indirir. Milletin yanına getirir.'' Muhalefetin sorumluluğunun olduğunu belirten Ağıralioğlu, şunları söyledi: “Memlekette bu kadar sorun var da, iktidar hala hata yaparak iktidarda kalıyorsa, muhalefetin, memleketin umutlarına dokunma sorunu var demektir. Muhalefet memleketi yönetme güveni veremiyor demektir. Muhalefet neyi bekleyeceğine milletini inandıramıyor demektir. Anahtar Parti kuruldu, onu da bozacağız. Artık muhalefet şöyle, muhalefet böyle, yok muhalefet onu yapamaz. Artık muhalefetin babası var burada. Muhalefet nasıl yapılacak göstereceğiz. İşleri ne kolay Cumhuriyet’i bekleyecek kadro, çok söyledim söylüyorum alınganlık etmesinler; Cumhuriyet’i beklesin Cumhuriyet Halk Partisi (CHP). Atatürk’ü devletinin düşmanlarına gülerken gördünüz mü ki siz, bu devletin düşmanlarıyla oturup kalkıyorsunuz . Atatürk’ü siz memleketini bölmek isteyenlerle oturup konuşurken gördünüz mü ki, siz bu bölücülerle oturup konuşuyorsunuz. Cumhuriyet’i bekleyecekseniz Cumhuriyet’in koordinatlarında, vatanın hangi koordinatlarda kurulduğunu en iyi bilen parti olduğunuzu söylüyorsanız, vatanı bekleyeceksiniz. Ay yıldızlı al bayrağı bekleyeceksiniz.” Sadece CHP’yi değil, AK Partiyi ve Milliyetçi Hareket Partisi'ni (MHP) de eleştirdiğini belirten Anahtar Parti Genel Başkanı Ağıralioğlu, şöyle devam etti: “Dindarsanız, kalp kırmayacaksınız. Dindarsanız haram yemeyeceksiniz. Dindarsanız rüşvete müsaade etmeyeceksiniz. Dindarsanız adaletsizlik yapmayacaksınız. Dindarsanız israf etmeyeceksiniz. Dindarsanız sizin gibi düşünmeyenleri de kendi emanetiniz bileceksiniz. Dindarsanız 85 milyonun size emanet olduğunu asla unutmayacaksınız. Milliyetçisiniz. Milliyetçiyseniz sadece nutuk atmayacaksınız. Sadece bağırmayacaksınız. Yitip giden çocuklarınızı, beyin göçüne kaybettiğiniz evlatlarınızdan utanacaksınız. Milliyetçilik öyle milliyetçilik olacak. Irmaklar kirlenecek, dert edeceksiniz. Organize sanayi bölgelerinin arıtılmamış, topraklarımıza enjekte ettiği suları dert edeceksiniz. Milliyetçilik böyle milliyetçilik. Hava kirlenecek dert edeceksiniz. Sokaklar kirlenecek, dert edeceksiniz. Yaylalarınız, meralarınız boşalacak, dert edeceksiniz. Kendi çocuklarınız kumar bahis tezgahlarında yitip gidecek, milliyetçiliğiniz bundan utanacak. Böyle milliyetçilik. Cumhuriyetçiliğe de, milliyetçiliğe de, dindarlığa da mesuliyetlerini hatırlatıyorum. Hürmetsizlik etmek istemiyorum. Ama vazifelerini hatırlatmak istiyorum.” Türkiye’yi yönetmek için hazır olduklarını ifade eden Ağıralioğlu, “Devletin hizmetkarı, milletin hizmetkarı olmayı kendimize şeref bildik. Dolayısıyla biz Türk milletinin şerefli evlatlarıyız. Türk milletinin inancına, diline, dinine, imanına, vatanına, bayrağına, cumhuriyetine, ürettiği alın terinden arttırdığına her kuruşuna nezaret edecek ahlakta, ter temiz bir hareketiz. Anahtar Parti o yüzden Sayın Cumhurbaşkanı’nın gönül rahatlığıyla, hani ‘Bu muhalefete verilir mi?’ diye zaman zaman istihza ediyor ya, onu bu dertten kurtaracak olan bizleriz. Sayın Cumhurbaşkanım bilesin, nöbet yerimize yürüyoruz. Yaptığını yaparsın, kalanı sahipleniyoruz. Çözebildiğini çözersin, çözemediğini çözmeye söz veriyoruz” sözlerini aktardı.

ABD Kanada ticaret gündemi yine gerilimde Haber

ABD Kanada ticaret gündemi yine gerilimde

Başkanı Donald Trump, Kanada’nın Ontario eyaleti ile ABD’nin Michigan eyaletini birbirine bağlayan Gordie Howe Uluslararası Köprüsü’nün açılışının durdurulabileceği tehdidinde bulundu. Trump, Kanada’yı ABD’ye ‘on yıllardır adil davranmamakla’ suçladı. Trump, dün akşam Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, “Herkesin bildiği gibi Kanada, ABD’ye onlarca yıldır son derece adaletsiz davrandı. Şimdi ise işler ABD’nin lehine ve hızla değişiyor. Düşünün, Kanada Ontario ile Michigan arasında devasa bir köprü inşa ediyor. Köprünün hem Kanada hem de ABD tarafı onlara ait ve elbette bunu neredeyse hiçbir Amerikan malzemesi kullanmadan yaptılar” ifadelerini kullandı. Eski ABD Başkanı Barack Obama’yı da hedef alan Trump, Kanada’ya muafiyet tanındığını ileri sürdü. Trump, “Başkan Barack Obama, ‘Amerikan ürünleri satın al’ yasasını aşabilmeleri için onlara aptalca bir muafiyet verdi. Böylece Amerikan çeliği dahil hiçbir Amerikan ürünü kullanmadılar. Şimdi Kanada hükümeti, ABD Başkanı olarak benim buna göz yummamı, yani ‘Amerika’yı sömürmelerine’ izin vermemi bekliyor. Peki ABD bunun karşılığında ne alacak? Hiçbir şey” dedi. Trump, Kanada’nın Amerikan ürünlerine kısıtlamalar getirdiğinden şikâyet etti. Trump, Ontario eyaletinde Amerikan menşeli içkilerin ve diğer alkollü içeceklerin satışına izin verilmediğini belirterek, “Ontario, Amerikan içkilerinin mağazalarında satılmasına izin vermiyor; bunlar tamamen yasak. Şimdi ise tüm bunların üzerine Başbakan Mark Carney, Kanada’yı tamamen yutacak olan Çin ile bir anlaşma yapmak istiyor. Bize düşecek olan ise sadece kırıntılar olacak. Buna inanmıyorum” ifadelerini kullandı. Trump, paylaşımında Kanada’nın ulusal sporu olan buz hokeyine de atıfta bulunarak, “Çin’in yapacağı ilk şey, Kanada’daki tüm buz hokeyi maçlarını bitirmek ve Stanley Kupası’nı tamamen iptal etmek olur” şeklinde konuştu. Kanada’nın ABD’den ithal edilen süt ürünlerine uyguladığı gümrük vergilerini de eleştiren Trump, bu durumun yıllardır Amerikalı çiftçileri ciddi mali risklerle karşı karşıya bıraktığını savundu. Trump, “ABD’ye tam anlamıyla tazminat ödenmeden bu köprünün açılmasına izin vermeyeceğim. Daha da önemlisi, Kanada’nın ABD’ye hak ettiğimiz adalet ve saygıyla yaklaşması gerekiyor. Müzakerelere derhal başlayacağız. Onlara sağladığımız tüm katkılar göz önüne alındığında, bu projenin en azından yarısına sahip olmamız gerekir. Amerikan pazarından elde edilecek gelirler muazzam olacak” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Tunç: Çocukların suça sürüklenmesi konusunda yeni bir değerlendirme yapılacak Haber

Bakan Tunç: Çocukların suça sürüklenmesi konusunda yeni bir değerlendirme yapılacak

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ahmet Minguzzi’nin vefatının birinci yıl dönümünde düzenlenen programda konuştu. Tunç, “Gerek Ahmet Minguzzi evladımız gerek Atlas Çağlayan evladımızın canice katledilmesi milletçe hepimizi derinden yaraladı” dedi. Hayatını kaybeden çocuklara Allah’tan rahmet dileyen Tunç, “Bu şekilde hunharca katledilen tüm çocuklarımızın ailelerine sabır diliyoruz” ifadelerini kullandı. Çocukların suça sürüklenmesi konusunun ülke gündeminde önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Tunç, “Türk Ceza Kanunu’nun 31. maddesi çocukların cezai sorumluluğunu düzenlemektedir. 12 yaş altı çocukların ceza sorumluluğu bulunmamaktadır, 12-15 ve 15-18 yaş grupları için ise indirimli cezalar söz konusudur” diye konuştu. Gelinen noktada yeni bir değerlendirme ihtiyacına işaret eden Tunç, “Hem caydırıcılığı sağlamak hem de mevzuatı yeniden değerlendirmek konusunda kamuoyunda ciddi bir hassasiyet oluşmuştur” dedi. Bu kapsamda bir taslak çalışma yapıldığını belirten Tunç, “Çocukların kasten öldürme suçlarına karışması halinde, suçun işleniş şekli ve kastın yoğunluğu dikkate alınarak hakimlere dosya bazında takdir yetkisi verilmesi gerektiği yönünde bir taslak hazırladık” ifadelerini kullandı. Tunç, TBMM’de yürütülen çalışmalara da değinerek, “Meclisimizde kurulan komisyon çalışmalarını sürdürüyor. Komisyon raporunun tamamlanmasının ardından gerekli yasal düzenlemeler gündeme gelecektir” dedi. Soruşturma süreçlerinin yakından takip edildiğini vurgulayan Tunç, “Aileleri tehdit eden ve suçu öven kişiler hakkında gerekli adli işlemler yapılmış, tutuklamalar gerçekleştirilmiştir” açıklamasını yaptı. Bakan Tunç, konuşmasını “Çocuklarımızı korumak devlet olarak en temel sorumluluğumuzdur. Bu konuda kararlılığımız tamdır” sözleriyle tamamladı.

Ümit Özdağ : Yasalar milletin vicdanını da temsil etmek zorunda. Haber

Ümit Özdağ : Yasalar milletin vicdanını da temsil etmek zorunda.

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın ailesini ziyaret ederek başsağlığı dileklerini iletti. Partisinin Hukuk İşleri Başkanı Av. Tayga Ak’a aileden vekalet almasını söyledi, Zafer Partisi olarak ailenin hukuk mücadelesinde yanlarında olacağını söyledi. Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde temsil edilmiyoruz Zafer Partisi olarak. Ancak Türk halkının iradesinin, sesinin, arzusunun Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ve Millet Meclisi'nden de yasalara yansıması için seçimden seçime oy kullanmanın yetmediği de açık. Son dönemde ardı ardına işlenen bu alçakça, vahşice cinayetler karşısında artık 18 yaş altının çocuk olduğunu söyleyerek ona göre bir hukuki düzenleme yapmanın ne kadar yanlış olduğu ortaya çıktı. Onun için evet, imza da toplamalısınız. Evet, gerekirse Meclis Başkanından randevu alıp, gruplardan randevu alıp, birçok anne birlikte ziyaret etmeniz de ve bu konuyu Meclisin gündemine bizzat sizlerin getirmesinde de büyük fayda var. Biz de Zafer Partisi olarak bu sokakların güvenliği için ve devletin tekrar hâkim olması için bir mücadele veriyoruz. Yapmış olduğumuz yasa tasarısı hazırlıkları da var ancak bütün bunlar gelecek seçimlerden sonra mümkün olacak fakat o ana kadar da beklememek lazım. Yapılabilecek şeyler var. Bu mücadelede sizlerin öncülüğü yapmanız belki en doğrusu ve içiniz yanıyor biliyorum. Kabul etmek, tahammül etmek, ‘Allah yardımcınız olsun’ demenin dışında söyleyecek bir şey yok. Fakat şimdi ortaya çıkan ifadeyi buraya geldiğimizde duyduk. Katilin verdiği ifade, yani bunlar nerede yetiştiler, hangi ülkede büyüdüler, bu hale geldiler, böyle katilleştiler, soğukkanlı canavarlaştılar? Dün de Ankara'da Hakan'ın davası vardı biliyorsunuz. Orada da onun yakınlarının atmış oldukları tezahüratlar insanın kanı donuyor. Bu hukuki düzenlemenin yetersiz olduğu, insanları suçtan uzaklaştırmadığı, infaz sistemlerinin sürekli aflarla serbest bırakmalarla etkisiz hale geldiği, ‘nasıl olsa çıkarım’ diye yaklaştıkları hepsi ortada. Bunun değişmesi gerekiyor. Atlas Allah rahmet eylesin gitti. Annesinin yüreği bundan sonra hep o acıyı taşıyacak. Yıllarca, ölene kadar aklından bir gün çıkmayacak kadıncağızın. Yani hiç olmazsa adalet duygusu oluşmalı. Yasalar milletin vicdanını da temsil etmek zorunda. Bir annenin adalet duygusunu da ne kadar olursa artık onu da temsil etmek zorunda. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde hangi partiye mensup olursa olsun vekiller de önce anne ve baba, kendi çocuklarının başına böyle bir şeyin geldiğini, felaketin geldiğini düşünerek hareket etmeliler ve yasalar da ona göre çıkmalı. Avukat konusunda bir girişiminiz oldu mu? Bizim avukatlarımıza yardımcı olabilirler. Genel Başkan Yardımcımız, Avukat Tayga Ak da müdahil olarak davada sizin yanınızda olsun.”

İmar Yasasına Takılanlar Derneği'nden Bursa'da yıkım tepkisi: Yıkım çözüm değil Haber

İmar Yasasına Takılanlar Derneği'nden Bursa'da yıkım tepkisi: Yıkım çözüm değil

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Bursa’da yaptığı açıklamada Mudanya başta olmak üzere milyonlarca yapının yıkım tehdidi altında olduğunu belirterek, imar planı yapmayan belediyelere tepki gösterdi. BURSA (İGFA) -İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Bursa’da yaptığı basın açıklamasında milyonlarca yapının yıkım tehdidi altında olduğunu belirterek, imar planı eksikliğinin bedelinin vatandaşa ödetildiğini söyledi. 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda yaptığı basın açıklamasında, ruhsat ve imar gerekçeleriyle ülke genelinde milyonlarca yapının yıkım tehdidiyle karşı karşıya bırakıldığını söyleyen Başkan Hacıoğlu, sorunun temelinde belediyelerin yıllardır imar planlarını yapmamasının yattığını kaydetti. 2014’te yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası sonrası kırsal alanların plansız bırakıldığını ifade eden Hacıoğlu, köylülerin barınma ve üretim için yaptığı yapıların ceza, dava ve yıkım kararlarıyla karşılaştığını dile getirdi. 2018 yılında çıkarılan İmar Barışı’nın ise uygulamadaki hatalar nedeniyle yeni mağduriyetler oluşturduğunu belirten Hacıoğlu, Türkiye genelinde ortak tablonun imar planı eksikliği, çözüm iradesinin yokluğu ve buna karşın cezalar ile yıkımlar olduğunu söyledi. Mudanya’da özelinde köylülerin evlerini yenilemek istediğinde “imar yok” gerekçesiyle engellendiğini öne süren İbrahim Hacıoğlu, “İmar planını yapmayanlar bedeli vatandaşa ödetiyor” dedi. Yıkım uygulamalarına son verilmesini isteyen Hacıoğlu, imar planlarının derhal hazırlanması ve sorunun TBMM’de yasal düzenlemeyle çözülmesi çağrısında bulundu. Hacıoğlu, bu meselenin hukuki değil siyasi bir sorumluluk olduğunu belirterek, bu sorumluluğun hesabının günü geldiğinde sandıkta ve kamuoyunda sorulacağını söyledi. Dernek üyeleri ve yapı kayıt mağdurları açıklamalarını “Hak, hukuk, adalet” sloganlarıyla sona erdirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.