SON DAKİKA
Hava Durumu

#Adalet

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İYİ Parti ve Anahtar Parti’den Mustafa Bozbey açıklamaları Haber

İYİ Parti ve Anahtar Parti’den Mustafa Bozbey açıklamaları

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in gözaltına alınması, siyaset dünyasında geniş yankı uyandırırken, İYİ Parti ve Anahtar Parti’den konuyla ilgili peş peşe açıklamalar geldi. İYİ PARTİ’DEN ADALET VE HUKUK VURGUSU İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, Mustafa Bozbey’in gözaltına alınması ile ilgili olarak, süreci dikkatle takip ettiklerini belirtti. Kaya, “Hukuk devleti ilkesinin temel gereği; herkesin masumiyet karinesi çerçevesinde değerlendirilmesi, adil ve şeffaf bir yargı sürecinin işletilmesidir. Soruşturma süreçlerinin siyasi saiklerden uzak, tamamen hukukun üstünlüğü ve evrensel hukuk normları doğrultusunda yürütülmesi gerektiğine inanıyoruz” dedi. Başkan Kaya, ayrıca, seçilmiş bir belediye başkanının gözaltına alınmasının yalnızca şahsını değil, aynı zamanda kendisine oy veren vatandaşların iradesini de yakından ilgilendirdiğini ifade etti. “Bu nedenle sürecin şeffaf, hızlı ve adil bir şekilde sonuçlandırılması büyük önem arz etmektedir. İYİ Parti olarak, hukukun üstünlüğünü, demokrasiye olan bağlılığımızı ve millet iradesine saygıyı her koşulda savunmaya devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz” diye konuştu. ANAHTAR PARTİ’DEN YARGI SÜRECİNE DİKKAT ÇEKİLDİ Öte yandan, Mustafa Bozbey’in gözaltına alınmasının ardından Anahtar Parti de yazılı bir açıklama yaparak süreci değerlendirdi. Parti, adaletin toplum vicdanında karşılık bulmasının önemine dikkat çekerek, hukukun temel ilkeleri olan tarafsızlık, şeffaflık ve eşitliğin korunması gerektiğini vurguladı. Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan açıklamasında, Bozbey hakkındaki soruşturmanın ve sonrasında verilen tutuklama kararının kamuoyunda geniş tartışmalara neden olduğunu ifade ederek, yargı süreci devam eden bir konuda peşin hükümlere varılmasının doğru olmadığı ve masumiyet karinesinin gözetilmesi gerektiğinin altını çizdi. Anahtar Parti, yargı sürecinin adil, şeffaf ve hızlı bir şekilde tamamlanmasını, aynı zamanda kamu vicdanını tatmin edecek bir sonucun ortaya çıkmasını temenni etti.

Devlet Memurları Eğitim Sendikası'nda ilk genel kurul Haber

Devlet Memurları Eğitim Sendikası'nda ilk genel kurul

Devlet Memurları Eğitim Sendikası’nın 1. Olağan Merkez Genel Kurul Toplantısı gerçekleştirildi. Sendikanın kuruluş sürecinin ardından düzenlenen ilk genel kurul, yoğun katılımla yapıldı. Düzenlenen toplantıda konuşma yapan Genel Başkan Adayı Metin Öksüz, bu yola makam için çıkmadıklarını belirterek, "Biz bu yola koltuk için çıkmadık. Biz bu yola hak için çıktık, adalet için çıktık, emeğin onuru için çıktık. Çünkü biliyoruz ki alın teri yerde kalıyorsa orada adalet yoktur. Emek görmezden geliniyorsa orada vicdan yoktur. Ve biz buradayız; bu düzeni değiştirmek için buradayız" dedi. "Bu sendika hiç kimsenin arka bahçesi olmayacaktır" diyen Öksüz, "Bu sendika hiçbir siyasi yapının gölgesine girmeyecektir. Bu sendika sadece ve sadece üyelerinin sesi olacaktır. Bizim yolumuz nettir. İlkeli olacağız, bağımsız olacağız, güçlü olacağız. Çünkü biz; eğilmeyenlerin, susmayanların, mücadeleden vazgeçmeyenlerin yol arkadaşıyız" diye konuştu. Hak arayanın yalnız bırakıldığı bu sisteme yeter dediklerini ifade eden Öksüz, "Söz veriyoruz: Ekonomik haklarınız için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Özlük haklarımız için hem masada hem sahada olacağız. Eğitim çalışanlarının itibarını yeniden ayağa kaldıracağız. Biz sadece eleştirmeyeceğiz. Biz çözüm üreteceğiz. Biz yol açacağız. Biz değiştireceğiz.Biz mücadele edenlerden olacağız" dedi.

Bursa’nın fethinin 700. yılında anlamlı sempozyum Haber

Bursa’nın fethinin 700. yılında anlamlı sempozyum

Bursa’nın fethinin 700. yılı dolayısıyla düzenlenen “Osmanlı’nın Kuruluşu ve Bursa’nın Fethi Sempozyumu”, akademi ve tarih dünyasını bir araya getirdi. Türk Tarih Kurumu, Türkiye Bilimler Akademisi, Bursa Uludağ Üniversitesi ve Yıldırım Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, Osmanlı’nın kuruluş süreci ve Bursa’nın fethi farklı yönleriyle değerlendirildi. BURSA’NIN FETHİ BİR GÖNÜL FETHİDİR Sempozyumun açılışında konuşan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Bursa’nın yalnızca bir şehir değil, büyük bir medeniyetin doğduğu merkezlerden biri olduğunu vurguladı. Bursa’nın fethinin sadece askeri bir zafer olmadığını belirten Yılmaz, bu fetihin aynı zamanda bir gönül fethi olduğunu ve yeni bir çağın başlangıcı olduğunu söyledi. Bursa’nın Osman Gazi’nin hayali ve Orhan Gazi’nin fethiyle 1326 yılında Osmanlı’nın ilk başkenti olduğunu hatırlatan Başkan Yılmaz, şehrin tarih boyunca ilim, ticaret ve sanatın merkezi haline geldiğini ifade etti. Başkan Yılmaz, "Bu topraklar; antik dönemden Selçuklu’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan köklü bir tarihî birikimin üzerinde yükselmiştir. Bursa, Osmanlı’nın ilk başkenti olmasının yanı sıra ilmin, ticaretin, sanatın ve şehirleşmenin de öncüsü olmuştur. İlk Osmanlı parası burada basılmış, ilk hastanelerden biri burada açılmış, çini sanatı burada gelişmiş ve şehir vakıf medeniyetinin en güzel örnekleriyle donatılmıştır. Altı padişahın ve yirmi şehzadenin ebedi istirahatgâhı olan Bursa, aynı zamanda bir ruhun taşıyıcısıdır. Bu ruh; adalettir, merhamettir ve “insanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıdır" diye konuştu. BİZLER ŞEHRİMİZE SAHİP ÇIKMAYI BİR VEFA BORCU OLARAK GÖRÜYORUZ "Tarihini bilen milletler yönünü kaybetmez" diyen Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Şehrin ruhunu koruyanlar kimliğini yitirmez. Medeniyetine sahip çıkanlar istikbalini başkalarına teslim etmez. Bizler, şehrimizin ve ülkemizin tarihine sahip çıkmayı bir görev değil, bir vefa borcu olarak görüyoruz. Bursa’nın emanetini taşımayı ise bir sorumluluk değil, bir şeref olarak kabul ediyoruz. Bu vesileyle sempozyuma katkı sunan kıymetli akademisyenlerimize, araştırmacılarımıza ve siz değerli misafirlerimize gönülden teşekkür ediyorum. Ayrıca bu önemli organizasyonda birlikte çalıştığımız Türk Tarih Kurumu’na, Türkiye Bilimler Akademisi’ne, Bursa Uludağ Üniversitesi’ne ve Yıldırım Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü’ne şükranlarımı sunuyorum. Temennimiz; bu sempozyumun fetih ruhunu yeniden idrak etmemize vesile olması ve geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kurmasıdır. Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyor, sempozyumumuzun hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Bursa sizinle güzel” dedi. BU FETİH YENİ BİR ÇAĞIN BAŞLANGICI OLMUŞTUR Bursa Uludağ Üniversitesi Rektör Vekili Cafer Çiftçi ise Bursa’nın fethinin yalnızca bir toprak kazanımı değil, aynı zamanda adalet, hoşgörü ve estetik anlayışının yeşerdiği yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu söyledi. Çiftçi, Bursa’nın kısa sürede farklı coğrafyalardan gelen ilim insanları ve tüccarlarla gelişerek önemli bir ticaret ve kültür merkezi haline geldiğini belirtti. Konuşmalarda, Bursa’nın tarih boyunca sahip olduğu ticari ve kültürel zenginliğe dikkat çekilerek, şehrin Venedik, Cenova ve Floransa gibi önemli ticaret merkezleriyle kurduğu ilişkilerin altı çizildi. İki gün sürecek sempozyumda alanında uzman akademisyenler, Osmanlı’nın kuruluşu ve Bursa’nın fethine dair yeni bakış açıları sunarken; etkinliğin geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir bağ kurulmasına katkı sağlaması hedefleniyor.

DSÖ 'Bursa Taahhüdü'nü yayımladı Haber

DSÖ 'Bursa Taahhüdü'nü yayımladı

DSÖ Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı’nın Yıllık İş Toplantısı ve Teknik Konferansı, Haziran 2025’te Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde ‘Dirençli Sağlıklı Şehirler: Herkes İçin Sürdürülebilir Kentsel Gelecekler Yaratmak’ temasıyla gerçekleştirilmişti. 8. faza (2026-2030) geçiş stratejileri de belirlendiği konferansın Politik Kurul Toplantısı’ndaki en önemli çıktılarından birisi de ‘Bursa Taahhüdü’ olmuştu. YEREL YÖNETİMLERE ÖRNEK OLACAK Bursa Taahhüdü, Dünya Sağlık Örgütü’nün resmi internet sitesinde yayımlanarak küresel kamuoyuyla paylaşıldı. Böylece sağlıklı şehirler vizyonu doğrultusunda yerel yönetimlere yönelik önemli bir referans belgesi niteliği kazandı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursa’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı Toplantısı’nda ilan edilen Bursa Taahhüdü’nün sadece kentin değil, tüm dünya şehirlerinin geleceğine dair ortak değerlerin güncellenmiş bir ifadesi olduğunu söyledi. Taahhüdün eşitlikten, sağlıktan, adaletten, barıştan ve doğaya saygıdan yana bir iradeyi temsil ettiğini belirten Başkan Bozbey, “Bizler, şehirlerimizi yalnızca ekonomik büyüme ile değil; sağlık, fırsat eşitliği, sosyal adalet ve insan onurunu gözeterek yönetmek istiyoruz. Bursa Taahhüdü ile gelecek nesillerin sağlığı ve refahını güvence altına almayı, şehirlerimizin sürdürülebilir, dirençli ve kapsayıcı olmasını sağlamayı amaçlıyoruz” dedi. Bu adımın, yerel yönetimlerin uluslararası düzeyde iş birliği ve bilgi paylaşımı yaparak, daha sağlıklı ve dirençli şehirler inşa edebileceğinin de güçlü bir göstergesi olduğunu dile getiren Başkan Bozbey, “Bursa Taahhüdü’nün temelinde insan, mekan, katılım, refah, barış, gezegen ve hazırlık gibi 7 güçlü ilke yer alıyor. Bu ilkeler sadece bir strateji değildir. Aynı zamanda vicdanla yazılmış bir yol haritasıdır” diye konuştu. Bursa Taahhüdüne https://www.bursa.bel.tr/yayinlar_pdf_viewer?id=3055 linkinden ulaşabilirsiniz.

CHP’li Günaydın’dan Bakan Gürlek’e tepki Haber

CHP’li Günaydın’dan Bakan Gürlek’e tepki

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Silivri’de 407 sanıklı İBB davasının ikinci haftasını takip ederken basın açıklaması yaptı. Günaydın, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığı ve İBB davasına ilişkin açıklamalarına sert tepki gösterdi. Günaydın, açıklamasında, "Adalet Bakanı ve eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, daha mahkemenin sorgularına yeni başladığı bir davayı ‘asrın yolsuzluğu’ diye tanımlıyor. Ben Adalet Bakanı’na masumiyet karinesini hatırlatırım, hukuku hatırlatırım. Hakimleri rahat bıraksınlar, ellerini çeksinler ya da gelsinler duruşma salonuna girip izlesinler. Basın mensuplarının duruşmaları takip etmesi sağlanmalı. TRT’den yayınlansın deniyor, ama gazetecilerin sorularına kısıtlama getiriliyor. Bu kabul edilemez.” diye konuştu. https://twitter.com/gunaydingokhan/status/2034257150369808711 Adalet Bakanı Akın Gürlek'in mal varlığıyla ilgili iddialara yanıt vermek yerine başka kişilere saldırmayı tercih ettiğini ifade eden Günaydınb, "Eğer elinde bilgi ve belge varsa derhal savcılığa intikal ettirmeli; dedikodu yapmaktan vazgeçmeli" dedi. Günaydın ayrıca, İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun bayram öncesi duruşma salonlarının daha olağan bir biçime dönüştürülmesi gerektiğine dair açıklamasını da hatırlatarak, “Biz duruşmaların hukuka uygun şekilde yürütülmesini istiyoruz. Tahliyelerin bir an evvel gerçekleşmesini, hukukun tecelli etmesini bekliyoruz.” çağrısında bulunarak, "Demokrasi ve adalet bu topraklara er geç gelecek. Bütün örgütümüz adaletin tecellisi ve arkadaşlarımızın hukukunu korumak için görev başındadır" dedi.

Ali  Babacan: Sanayi üretimi ve ihracat her geçen ay daha da zorlaşıyor Haber

Ali Babacan: Sanayi üretimi ve ihracat her geçen ay daha da zorlaşıyor

DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan konuşmasına önceki gün vefat eden Prof. Dr. İlber Ortaylı ile geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek ile Gülşah Durbay’ı anarak ve 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutlayarak başladı. Manisa’nın Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu belirten Babacan, kentin sanayi ve tarımdaki potansiyeline dikkat çekti. Özellikle Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nin yüzlerce fabrikaya ev sahipliği yaptığını ve on binlerce kişiye istihdam sağladığını aktaran Babacan, mevcut ekonomik koşulların sanayiciyi zorladığını belirterek, “Yüksek faizle boğuşan sanayici yatırım yapamıyor. Artan maliyetler ve bastırılan döviz kuru ile baş etmeye çalışan firmalar rekabet gücünü kaybediyor. Sanayi üretimi ve ihracat her geçen ay daha da zorlaşıyor." diye konuştu. Babacan, bugün emekli, öğrenci, asgari ücretli gibi çoğu kesimin çok zor durumda kaldığını vurgulayarak, şunları kaydetti: “Çünkü hayat pahalı. Çünkü mutfakta yangın var. Çünkü geçim zor… Çok zor. Bakın, rakamlar da bunu söylüyor. OECD verilerine gıda enflasyonu en yüksek olan ülke Türkiye. Pandemiden bu yana ülkelerde kümülatif gıda enflasyonu ortalama yüzde 41. Bizde ise yüzde 710. Aradaki fark, kötü yönetimin farkı… Bugün dört kişilik bir ailenin sadece gıda harcaması aylık 31 bin liranın üzerinde tutuyor. Daha kira yok, elektrik yok, doğalgaz yok, okul yok, sağlık yok, ilaç yok. Bir başka acı gerçek daha var: Türkiye’de çocukların yaklaşık üçte biri yoksulluk riski altında yaşıyor. Yani her üç çocuktan biri hayata ne yazık ki adil olmayan şartlarda başlıyor. Okula aç gidiyor veya öğün atlamak zorunda kalıyor. 15-34 yaş arası nüfus 24 milyon. 6,5 milyon genç ne işte ne de eğitimde. Yine 2025’te finans hesabı açığı 21 milyar dolardan 42 milyar dolara çıkmış. Eskiden Türkiye yatırım çeken bir ülkeydi. Sermaye bu ülkeye gelirdi. Artık Türkiye’ye gelen yatırımdan daha fazlası yurt dışına gidiyor. Ülkemizden harıl harıl sermaye çıkışı yaşanıyor.” Genel Başkan Babacan, iş dünyasının başka ülkelere gitmesi ve sermaye çıkışının temel sebebinin “güven” olduğunun altını çizdi. Babacan, “Bizim yatırımcımız, bizim iş insanımız başka ülkelerde fabrika kuruyor. Başka ülkelerde üretim yapıyor. Başka ülkelerin insanlarına iş veriyor. Peki niye? Çünkü güven yok. Ekonomik dengeler altüst oldu… Hukuka güven zedelendi… Adalet duygusu sarsıldı… İnanın, pek çok iş insanıyla konuşuyoruz, hepsinde aynı endişe var. ‘Acaba bir gün sabahın altısında benim de kapım çalınır mı? Acaba bir gün benim de mal varlığıma bir gerekçeyle el konulur mu? Acaba bir gün işlerim devam ederken şirketlerim apar topar TMSF’ye devredilir mi?’ Böyle bir korku iklimi varsa, orada yatırım olmaz arkadaşlar. Böyle bir savruk düzen varsa, sermaye risk almaz. Böyle bir ülkede ağzınızla kuş tutsanız ekonomiyi düzeltemezsiniz." ifadelerini kullandı. Manisa’nın üzüm, zeytin ve diğer tarım ürünleriyle Türkiye için stratejik öneme sahip olduğunu aktaran Babacan, artan girdi maliyetlerinin çiftçiyi zorladığına işaret ederek, “Gübre pahalı, tohum pahalı, mazot pahalı, elektrik pahalı. Üretim maliyetleri sürekli artıyor ama çiftçinin sattığı ürün aynı hızda değer kazanmıyor. Bu nedenle bazı çiftçiler üretimden vazgeçiyor, gençler köyde kalmak istemiyor." dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.