SON DAKİKA
Hava Durumu

#Adalet

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Diril çifti için adalet arayışı sürüyor Haber

Diril çifti için adalet arayışı sürüyor

Anne babasının başına gelenlerin üzerindeki sis perdesinin aralanmasını isteyen Gülcan Diril,devlet içerisinde bu cinayetin aydınlatılmasını isteyenlerle üzerini örtmeye çalışanlar arasındabir çekişme olduğunu öne sürdü. Diril, paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Devletin içinde bir kısım bu cinayetin aydınlanmasını istiyor, diğer kısım bir an evvel olayınkapanması, üzeri örtülmesi için çaba sarf ediyor. Ortada akılalmaz, çok büyük rant var.Kendilerine engel gördükleri muhtar babamı ve olaya şahit olduğu için annemi öldürdüler.Sesimizi yeterince duyuramadık." Gülcan Diril, paylaşımına Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’yietiketleyerek “HurmüzDirilİçinAdalet” ve “DirilAilesineNeOldu”etiketleriyle destek çağrısındabulundu. Devletin içinde bir kısım bu cinayetin aydınlanmasını istiyor, diğer kısım biran evvel olayın kapanması, üzeri örtülmesi için çaba sarfediyor. Ortada akılalmaz, çok büyük rant var. Kendilerine engel gördükleri muhtar babamı ve olaya şahit olduğu için annemi öldürdüler.… pic.twitter.com/k5RYmWmxdy — #DirilAilesiİçinAdalet#HurmüzDiriliBulun (@GulcanDiril) May 27, 2026 Ne olmuştu? Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesine bağlı ve boşaltılmış bir köy olan Kovankaya (Mehre) köyündeyaşayan Şimoni ve Hürmüz Diril 11 Ocak 2020 tarihinde kaybolmuştu. Olaydan 70 gün sonra, 20 Mart 2020'de Şimoni Diril’in cansız bedeni bir dere kenarındaçocukları tarafından bulundu. 71 yaşındaki Hurmüz Diril’den ise o günden bu yana hiçbir haber alınamadı. Olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında ailenin akrabası olan Apro Diril, "kastenöldürme" suçlamasıyla tutuklanmış, ancak yargılama sürecinde tahliye edilmişti. Daha sonragelen itirazlar ve deliller ışığında yeniden tutuklanan Apro Diril ve diğer sanıklarınyargılanmasına devam ediliyor. Diril ailesinin çocukları, davanın başından beri etkin bir soruşturma yürütülmediğini, delillerinkarartıldığını ve köye geri dönüş yapmak isteyen Keldani ailelerin toprak/rant kavgası nedeniylehedef alındığını belirtiyor. Keldani cemaati ve insan hakları savunucuları, 6 yıldır "Hürmüz Diril nerede?" sorusunusormaya devam ediyor.

Narin Güran’ın ailesi İstanbul’da ‘yeniden yargılama’ çağrısı yaptı Haber

Narin Güran’ın ailesi İstanbul’da ‘yeniden yargılama’ çağrısı yaptı

“Narin ve Ailesi İçin Adalet Platformu” adına basın açıklaması yapan aktivist Lorin Melek Borak,mevcut mahkumiyet kararlarının bilimsel temelden yoksun ve çelişkili beyanlara dayandığınısöyledi. “Adalet duygusu zedelendi” Açıklamada, toplanma amacının sadece bir çocuğu anmak değil, aynı zamanda sarsılan adaletduygusunu onarmak olduğu vurgulandı. Platform sözcüleri, kamuoyunda “adalet yerini buldu”algısı yaratılmaya çalışıldığını ancak dosyadaki teknik ve hukuki boşlukların görmezdengelindiğini kaydetti. “Mağdurdan suçlu yaratıldı” Yargılama sürecine yönelik sert eleştirilerin yer aldığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Bu dosyada mağdurdan suçlu, suçludan mağdur yaratılmıştır. Bir anne, bir amca ve birağabey; cesede teması sabit olan bir kişinin (Nevzat Bahtiyar) sürekli değişen beyanları esasalınarak mahkum edilmiştir. Bilimsel veriler ve bağımsız uzman raporları, bu mahkumiyetlerinhukuki bir temelden yoksun olduğunu göstermektedir.” “İstismar bulguları yeterince araştırılmadı” Basın açıklamasında, Adli Tıp raporlarındaki “istismar bulguları”na da dikkat çekildi. PSAverilerinin uzmanlarca dile getirilmesine rağmen, mahkemenin bu hususu “cinayet saiki”yönünden yeterince tartışmadığı ve dosyada büyük bir boşluk bırakıldığı ifade edildi. Hukuki talepler listelendi Platform, davanın şeffaf ve adil bir şekilde sonuçlanması için taleplerini şu başlıklarla sıraladı: Dosyanın bağımsız ve tarafsız uzmanlarca yeniden incelenmesi Tüm teknik verilerin (HTS kayıtları, kamera analizleri) kamuoyu denetimine açılması Aile lehine olan ancak dikkate alınmayan delillerin dosyaya dahil edilmesi Yargı sürecinin medya baskısı ve algı operasyonlarından arındırılması Olay yerinde yeniden keşif yapılması Açıklama, “Bu ülkenin vicdanına sesleniyoruz: Narin ve ailesi için gerçek adaleti istiyoruz”sözleriyle son buldu.

Kemal Kılıçtaroğlu: Rüsvetçi ve Hırsızlardan arınacağız Haber

Kemal Kılıçtaroğlu: Rüsvetçi ve Hırsızlardan arınacağız

"Öfkeyle değil, gerçekle konuşacağım" Kılıçdaroğlu konuşmasının başında tutumunu netleştirdi: "Bugün çok açık konuşacağım. Amaöfkeyle değil. Sert konuşacağım ama kinle değil. Gerçeği söyleyeceğim ama kimseyiaşağılamadan, hedef göstermeden, kimseye haksızlık etmeden. Çünkü bizim geleneğimizbudur, biz CHP'liyiz." Hesaplaşmanın kişisel değil ahlaki olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Bizim kitabımızdaintikam, iftira, kin yoktur; mertçe helalleşme, hesaplaşma vardır. Ama bu hesaplaşma kişiseldeğil, ahlakidir. Bizim kitabımızda arınma vardır, arınma! Ama bu arınma, tasfiye değil; yenidenbir doğuştur" dedi. FETÖ özrü: "Koynumda besledim, fark edemedim" Kılıçdaroğlu'nun konuşmasının en dikkat çeken bölümü, FETÖ'ye yönelik sözleri oldu. 78yaşındaki eski genel başkan, partisine sızan FETÖ unsurlarını zamanında fark edemediği içinkamuoyu önünde özür diledi: "Bu aziz millete bir özür borcum var. Bu milletin kurtuluşu, adalet ve aydınlık geleceği içinbaşlattığım o kutsal yürüyüşe arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ ajanlarınızamanında fark edemediğim için sizden özür diliyorum. Biz vatan dedikçe, biz millet dedikçekapalı kapılar ardında dış odaklardan medet uman, onlardan icazet ve yardım uman o gafillerikoynumda beslediğim için sizlerden özür diliyorum." Kılıçdaroğlu, ardından kendisine yöneltilen "hain" nitelendirmelerine de sert tepki gösterdi:"FETÖ terör örgütü başta olmak üzere hiçbir terör örgütüyle, hiçbir yurtdışı yapıyla en ufakbağlantısı olmamış bir adam duruyor karşınızda! Bize çamur atmaya kalkanların çamurlarıkendi ellerinde kalmıştır." "Rüşvet poşetleri, kutular, haram sofraları…" Kılıçdaroğlu, partisinin içinde yaşandığını ileri sürdüğü yolsuzlukları da doğrudan dile getirdi."Baba ocağı" söylemini kullananları hedef alarak şunları söyledi: "O baba ocağında rüşvet olur mu? Uşak Belediyesi'nde yetimin hakkını peşkeş çekmek babaocağının kitabında yazar mı? Baba ocağında market poşetlerinin içinde haram para olur mu?Kutularda rüşvet verilir mi? FETÖ'cü hesaplarla kumpaslar kurulur mu?" Belediye başkanlarına da sert çıkan Kılıçdaroğlu, "Halkın belediyesinde yetimin hakkına gözdikip rüşvete, talana başvuran belediye başkanlarını bu partiden söküp atamadığım içinsizlerden, tarih önünde hak deryasından özür diliyorum" dedi ve ekledi: "Gazi Meclis'in çatısıaltında rüşvet poşeti iddiaları karşısında sessiz kalamaz. Bu lekeyi Gazi Meclis'imize veCHP'mize düşürenlerle nasıl yol yürüyeceğiz; biz değil, siz karar vereceksiniz." "Delegenin iradesi satın alındı, hesap soracağım" Kurultay'ı "Türkiye siyasetinde bir milat" olarak tanımlayan Kılıçdaroğlu, kurultay sürecindekiusulsüzlük iddialarını da gündeme taşıdı: "O günden sonra ortaya çıkan iddialar, yargıya taşınan dosyalar, kamuoyunda oluşan derinkuşkular ve bugün geldiğimiz nokta hepimize şunu göstermiştir: Bir siyasi partinin içdemokrasisi sakatlanırsa, ülkenin de demokrasisi sakatlanır. Bir partinin delegesinin iradesişaibeli hale gelirse milletin iradesine duyulan güven sarsılır." Kılıçdaroğlu, "Bana soruyorlar, ne yapacaksın? Ben hesap soracağım, hesap! Herkes bunuböyle bilsin" diyerek kararlılığını vurguladı. Kurultay Sözü: Temiz, tertemiz bir sandık Kılıçdaroğlu, meşruiyet sorununu seçimle çözme iradesini de netleştirdi: "Kurultay sandığını enkısa sürede önünüze getireceğim. Temiz, tertemiz bir kurultay yapacağız. O sandıktan kimçıkarsa partinin meşru, hukuki lideri olacaktır; başımızın tacı olacaktır." İstinaf mahkemesinin verdiği "mutlak butlan" kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na tedbiren iadeedilen Kılıçdaroğlu, bugün ilk kez Genel Merkez'e gelerek vatandaşlarla bayramlaştı. Aynıkararla görevine tedbiren son verilen Özgür Özel ise aynı saatte Ankara'da ayrı bir etkinlikdüzenledi. Kılıçdaroğlu'nun buluşması için Türkiye'nin birçok ilinden partililer başkente akınetti; sosyal medyada "ücretsiz ulaşım" çağrıları yoğun ilgi gördü.

Adalet Bakanı Akın Gürlek: Faili meçhul bir cinayet daha aydınlatıldı Haber

Adalet Bakanı Akın Gürlek: Faili meçhul bir cinayet daha aydınlatıldı

Bakan Gürlek, Nevşehir’in Ürgüp ilçesine bağlı Mazı Köyü’nde 2016 yılında yaşamını yitiren Fatma ve İbrahim Teryaki çiftine ilişkin faili meçhul cinayetin yeniden açılan soruşturma kapsamında çözüldüğünü açıkladı. X sosyal medya hesabından açıklama yapan Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi’nin koordinasyonunda dosyanın yeniden ele alındığını bildirdi. Gürlek, yürütülen “titiz ve çok yönlü soruşturma” sonucunda olayın tüm yönleriyle aydınlatıldığını ifade etti. Bakan Gürlek, cinayetin gerçek failinin tutuklandığını bildirdi. Bakan Gürlek'in açıklaması şöyle: “Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan liderliğinde hükümetimizin faili meçhul dosyaların aydınlatılmasına yönelik ortaya koyduğu kararlı irade, sonuçlarını vermeye devam ediyor. "Adalet zamanaşımına uğramaz" ilkesiyle hareket eden yargı teşkilatımız, karanlıkta kaldığı zannedilen hadiselerin üzerine kararlılıkla gidiyor. Bu çerçevede Nevşehir Ürgüp Mazı Köyü’nde 2016 yılında Fatma ve İbrahim Teryaki’nin hayatını kaybettiği cinayet, Bakanlığımız bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi’nin sağladığı koordinasyonla yeniden ele alındı; yürütülen titiz ve çok yönlü soruşturma neticesinde işlenen bu cinayet 10 yıl sonra tüm yönleriyle aydınlatıldı. “Hiçbir suçun karanlıkta kalmasına izin verilmeyecek” Gerçekleştirilen kapsamlı çalışmalar sonucunda; olayın aile içinden kişiler tarafından işlendiği tespit edildi, şüphelilerin geçmişte dikkatleri farklı yöne çekerek adli süreci manipüle etmeye çalıştıkları ortaya çıkartıldı. Soruşturmada alınan ikrarlar ve elde edilen deliller doğrultusunda cinayetin gerçek faili tutuklandı. Bu uzun soluklu süreci büyük bir titizlik ve özveriyle yürüten Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığımıza, adli kolluk görevini eksiksiz yerine getiren Nevşehir İl Jandarma Komutanlığımıza ve soruşturmada görev alan tüm yetkili arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Hiçbir suçun karanlıkta kalmasına izin vermeyecek, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin maddi gerçeği ortaya çıkarmak ve adaleti tecelli ettirmek için tüm imkânlarımızı seferber etmeye devam edeceğiz. Hukuk devletinde hiçbir suçlu cezasız kalmayacaktır.” Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan liderliğinde hükümetimizin faili meçhul dosyaların aydınlatılmasına yönelik ortaya koyduğu kararlı irade, sonuçlarını vermeye devam ediyor. "Adalet zamanaşımına uğramaz" ilkesiyle hareket eden yargı teşkilatımız, karanlıkta kaldığı zannedilen… — Akın Gürlek (@abakingurlek) May 18, 2026

Péter Magyar yemin ederek Macaristan Başbakanı olarak göreve başladı Haber

Péter Magyar yemin ederek Macaristan Başbakanı olarak göreve başladı

Tisza Partisi Başkanı yemin ettikten sonra Cumhurbaşkanı'nı istifaya çağırdı. İktidarda geçirdiği 16 yılın ardından görevi bırakacak olan Başbakan Viktor Orbán yeni parlamentonun açılış oturumuna katılmadı. Yeni Macar Parlamentosu Cumartesi sabahı yemin ederek Viktor Orbán liderliğindeki Fidesz-KDNP hükümetinin görevine son verdi. Milletvekilleri tarihi bayrakların önünde yemin etti. 199 sandalyeli parlamentoda Tisza Partisi 141, Fidesz 44, KDNP 8 ve Vatanımız 6 milletvekiline sahip. Öğleden sonra Ulusal Meclis'in açılış oturumunda Péter Magyar Başbakan seçildi. Seçimin galibi Tisza Partisi 140 lehte, 54 aleyhte ve 1 çekimser oyla seçildi. Péter Magyar yemin ettikten sonra yaptığı açıklamada halkın kendisine Macaristan tarihinde yeni bir sayfa açma, sadece hükümeti değil sistemi de değiştirme yetkisi verdiğini söyledi. "Macaristan'ı yönetmeyeceğim, ülkeme hizmet edeceğim" dedi. "Ancak uzlaşma olmadan yeni bir başlangıç, adalet olmadan da uzlaşma olmaz" diye ekledi. Péter Magyar, "Macar Demokrasi Meclisi'nde, önceki rejime hizmet eden kamu görevlilerini bugün ya da en geç 31 Mayıs'a kadar istifa etmeye çağırıyorum" dedi ve "Cumhurbaşkanı Tamás Sulyok derhal bunu başlatmalıdır" diye ekledi. Rejim değişikliğinden bu yana geçen 36 yıllık geleneği bozarak, görevden ayrılan Başbakan Viktor Orbán Ulusal Meclis'in açılış oturumunda konuşma yapmadı ve hatta oturuma katılmadı. Tisza Partisi başkan yardımcısı Ágnes Forsthoffer yeni Meclis Başkanı olarak seçildi. İlk kararını çoktan verdi: Avrupa Birliği bayrağı 12 yıl sonra Parlamento binasına geri döndü. Tisza Partisi tüm gün sürecek bir "rejim değişikliği halk kutlaması" düzenliyor ve Parlamento önündeki Kossuth Meydanı öğleden sonra erken saatlerde doldu. Euronews muhabiri Rita Kónya, şöyle bildirdi: "Yeni Parlamento, açılış oturumunda Péter Magyar'ı başbakan olarak seçerek geleneği bozdu. Daha önce iki olay arasında günler geçiyordu. Açılış oturumunun popüler bir kutlamayla birleştirilmesi de protokol etkinliğini toplumsal bir deneyim haline getirdi."

Akın Gürlek: Yeni iftiralara karşı hukuki adımları atacağız Haber

Akın Gürlek: Yeni iftiralara karşı hukuki adımları atacağız

Gürlek, Özel’in iddialarını “iftira siyaseti” olarak nitelendirerek hukuki girişimlerde bulunacaklarını açıkladı. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Gürlek, “Hakim ve savcılarımızı ‘korkacaklar’ diyerek tehdit eden, yargı süreçlerini manipüle etmeye çalışan Özgür Özel’e hatırlatırım; Türk yargısı kimseden talimat almaz, tehditlere boyun eğmez” ifadelerini kullandı. “Türkiye Yüzyılı’nı adaletin yüzyılı yapmak için çalışıyoruz” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu “Türkiye Yüzyılı” vizyonuna vurgu yapan Gürlek, hükümetin bir üyesi olarak adalet alanında yoğun şekilde çalıştıklarını söyledi. Gürlek açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Amacımız, çocuklarımızı suçtan, ailelerimizi huzursuzluktan korumak, torbacısından baronuna, kara paracısından bahis çetelerine kadar tüm suç odaklarıyla mücadele etmek, belediyeleri yağmalayan suç örgütlerinden hesap sormak, faili meçhul dosyaları aydınlatmak üzere kararlılıkla ilerlemektir.” Meslek hayatı boyunca “terör örgütleri, suç şebekeleri ve vesayet odaklarına karşı yalnızca hukukun gücüyle mücadele ettiklerini” belirten Gürlek, devlet kurumlarına yönelik “haysiyet cellatlığına” itibar etmediklerini söyledi. “Özel suçluların hamiliğini yapıyor” Özgür Özel’in açıklamalarını “mesnetsiz iddialar” olarak değerlendiren Gürlek, CHP liderinin “siyasi tükenmişliğini hayal ürünü senaryolarla örtmeye çalıştığını” savundu. Gürlek, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu: “Yürümekte olan yargı süreçlerini ‘darbe’ olarak nitelendiren Özel, aslında suçluların hamiliğini yapmaktadır. 15 Temmuz’da canı pahasına demokrasiyi savunanların mücadelesini, kendi ‘butlan’ davası korkularıyla bir tutmak, en hafif tabirle büyük bir çarpıtma ve hadsizliktir.” “Türk yargısı tehditlere boyun eğmez” Devlet görevine ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile iletişimlerinin “alçakça iftiralarla kirletilmeye çalışıldığını” öne süren Gürlek, bunun “devlet ciddiyetine ve milli güvenliğe açık saldırı” olduğunu ifade etti. Gürlek, açıklamasının devamında şu sözlere yer verdi: “Hakim ve savcılarımızı ‘korkacaklar’ diyerek tehdit eden, yargı süreçlerini manipüle etmeye çalışan Özgür Özel’e hatırlatırım; Türk yargısı kimseden talimat almaz, tehditlere boyun eğmez. Dosyalardaki gerçekler Özel’in kurguladığı yalan rüzgarından etkilenmeyecek kadar sağlam ve güçlüdür.” “Yeni iftiralara karşı da hukuki adımlar atacağız” Daha önce de Özel’in açıklamalarına karşı dava açtıklarını belirten Gürlek, yeni açıklamalar için de hukuki süreç başlatacaklarını duyurdu. “Daha evvel aynı şahsın attığı iftiralara karşı açtığımız davaları kazandığımız gibi yeni iftiralarına karşı da hukuki yollarla gerekli adımlarımızı atacağız. Milletimizin feraseti, bu yalan siyasetini her zaman olduğu gibi boşa çıkaracaktır” dedi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin bir üyesi olarak Türkiye Yüzyılı’nı Adaletin Yüzyılı kılmak için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Amacımız; çocuklarımızı suçtan, ailelerimizi… — Akın Gürlek (@abakingurlek) May 9, 2026

Adalet Bakanı Akın Gürlek: Rojin Kabaiş'in telefonu Çin'e gönderilecek Haber

Adalet Bakanı Akın Gürlek: Rojin Kabaiş'in telefonu Çin'e gönderilecek

Görüşmede soruşturmadaki son süreç ele alınırken, Kabaiş’in telefonunun teknik inceleme için Çin’e gönderileceği açıklandı. Bakan Gürlek, dosyanın tüm yönleriyle yeniden değerlendirileceğini belirtti. Adalet Bakanlığı'nın resmi web sayfasında yer alan bilgilere göre; Akın Gürlek, Adalet Bakanlığı’nda Rojin Kabaiş’in ailesi ve avukatlarıyla görüştü. Toplantıda, soruşturma sürecindeki teknik incelemeler ve yeni delil talepleri değerlendirildi. Görüşmede Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın dosya üzerinde çalıştığı belirtilirken, soruşturmayı doğrudan yürütmedikleri ancak teknik destek sağladıkları ifade edildi. Telefon incelemesinde yeni süreç Bakan Gürlek, Rojin Kabaiş’e ait telefonun daha önce İspanya’da incelemeye gönderildiğini, yeni süreçte ise Çin’de teknik analiz yapılmasının planlandığını açıkladı. Ailenin ve avukatların gündeme getirdiği daraltılmış baz kayıtlarıyla ilgili taleplerin de değerlendirileceği kaydedildi. Dosyadaki tüm delillerin yeniden inceleneceği vurgulandı. “Bu olayın sonuna kadar gidilecek” Akın Gürlek, görüşmede yaptığı açıklamada olayın tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiğini söyledi. Gürlek, genç yaşta hayatını kaybeden Rojin Kabaiş’in dosyasında devletin tüm imkanlarıyla sürecin takip edildiğini ifade etti. Dosyada intihar mı yoksa cinayet ihtimali mi bulunduğunun soruşturma sonucunda netleşeceğini belirten Gürlek, tüm ihtimallerin detaylı şekilde araştırılacağını kaydetti. Aileden “adalete güveniyoruz” mesajı Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş ise görüşme sonrası yaptığı açıklamada devlete ve adalet sistemine güvendiklerini söyledi. Kabaiş, kızının ölümüne ilişkin tüm detayların ortaya çıkarılmasını istediklerini dile getirdi. Rojin Kabaiş, Van’da 27 Eylül 2024’te kaybolmuş, 18 gün sonra Van Gölü kıyısında cansız bedeni bulunmuştu. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Nilüfer’de ‘Üç Fidan’ 54. yılında unutulmadı Haber

Nilüfer’de ‘Üç Fidan’ 54. yılında unutulmadı

Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Kent Konseyi, tam bağımsız Türkiye mücadelesinin önde gelen isimleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı idam edilişlerinin 54’üncü yıl dönümünde kapsamlı bir programla anıldı. Anma etkinlikleri, Nilüfer Belediyesi Halk Evi önünden Üç Fidan Gençlik Parkı’na yapılan yürüyüşle başladı. Programa; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, 24. Dönem CHP Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı. ŞADİ ÖZDEMİR: “MENFAAT BEKLEMEDEN HAYATLARINI VERDİLER” Gençlik bildirisinin okunmasıyla başlayan programın açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 54 yıl önce başlayan anti-emperyalist yürüyüşün bugün de sürdüğünü ifade etti. Başkan Şadi Özdemir, “O günleri düşününce, hiçbir kişisel menfaat beklemeden, ülkemizin en güzel üniversitelerinde okurken, kendi gelecekleri garanti altındayken ülkesi, milleti ve halkı için kendi hayatlarını verebilecek kadar idealistlerdi. Onların yol arkadaşı olmak hayatımızın en anlamlı kısmı. O gün de tam bağımsız Türkiye, eşitlik, özgürlük ve adalet diyorduk; 54 yıl sonra geldiğimiz noktada yine aynı değerleri savunuyoruz” dedi. Konuşmasında dayanışmanın önemine dikkat çeken Başkan Şadi Özdemir, “Bugünlerde daha çok ihtiyaç duyduğumuz şey dayanışma; birbirimize sarılmak, konfor alanlarından çıkıp sahada, evlerde, sokaklarda sivil toplumla, sendikalarla birlikte mücadele etmektir. Denizleri ve Üç Fidan’ı anarken, onların değerlerini yalnızca mikrofonlarda değil, yaşayarak sürdürmek gerekiyor” ifadelerini kullandı. SARIBAL: “ONURLU BİR YAŞAM BEDEL ÖDEDİLER” CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ise anma programında yaptığı konuşmada, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının kendilerine tanınmış özel bir hayat için değil, ülkedeki onurlu bir yaşam için bedel ödediklerini vurgulayarak, “Onlar toprağa düştüler ama o topraklarda birer tohum gibi büyümeye devam ediyorlar” diye konuştu. Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın da, her şeyin çıkara dayalı olduğu günümüz kapitalizmde, kendilerini ülke ve dünya adına feda eden bir kuşağın sembollerini anmanın, geleceği düşünmek adına temel bir referans noktası olduğunu belirtti. SÖYLEŞİDE ÜÇ FİDAN’IN MÜCADELESİ KONUŞULDU Açılış konuşmalarının ardından, “Bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek” başlıklı söyleşiye geçildi. Moderatörlüğünü Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın’ın yaptığı söyleşinin konukları Levent Tüzel, Önder İşleyen ve Mustafa Yıldırımtürk oldu. Söyleşide konuşan Levent Tüzel, 68 hareketinin yalnızca bir öğrenci hareketi olmadığını, dönemin işçi grevleri, fabrika işgalleri, öğretmen örgütlenmeleri ve köylü mücadeleleriyle iç içe geçtiğini anlattı. Tüzel, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganına dikkat çekerek, demokrasi güçlerinin ortak bir mücadele zemininde buluşması gerektiğini söyledi. Önder İşleyen ise konuşmasında Üç Fidan’ın mirasının bugünün koşullarında okumanın önemine değindi. İşleyen, mücadelenin kişisel ya da grupsal çıkarlar üzerinden değil, ülkenin geleceği üzerinden örgütlenmesi gerektiğini belirterek, “Hiçbir grubun, hiçbir kişinin çıkarını ön plana alan bir mücadele ile kazanamayız. Kazanacağımız mücadele, hepimizin ülkenin kaderine sahip çıkma sorumluluğuyla birleştiği mücadele olacak” dedi. Mustafa Yıldırımtürk de Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 7-8 ay süren tutukluluk ve idam sürecini yakından izleyenlerden biri olarak gözlemlerini aktardı. Yıldırımtürk, üç gencin mahkemelerdeki tutumuyla, son sözleriyle ve idam sehpasındaki duruşlarıyla bir kuşağa örnek olduğunu söyledi. Hüseyin İnan’ın mahkemede söylediği “Biz bir kıvılcım olduk, bir ateşi tutuşturmak için bu yola baş koyduk” sözlerini hatırlatan Yıldırımtürk, bu mirasın işçi ve emekçi halkların ortak mücadelesiyle yaşatılabileceğini belirtti. Programın sonunda Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, günün anısına panelistlere hediye takdim etti. Anma etkinliği, Bandista grubunun sahne aldığı konser ile devam etti. ÜÇ FİDAN İÇİN ŞAFAK NÖBETİ Anma etkinlikleri 6 Mayıs sabahı Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edildiği saat olan 5.30’da “Üç Fidan Anıtı” önünde tutulan şafak nöbetiyle sürdü. Şafak nöbetine, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, Nilüfer Belediye Meclisi Üyeleri ve sivil toplum örgütleri temsilcileri katıldı. Üç Fidan Anıtı önündeki saygı duruşunun ardından anıta karanfiller bırakıldı.

Nilüfer ’de Demokrasi ve Barış Buluşması Haber

Nilüfer ’de Demokrasi ve Barış Buluşması

Nilüfer Belediyesi, ülke gündemini şekillendiren konuların, alanında öncü isimlerle ele alınacağı önemli bir buluşma zemini olacak “Müşterek Mekan Buluşmaları”nı başlattı. Etkinlik serisinin ilk konuğu olan akademisyen ve siyasetçi Prof. Dr. Ahmet Özer, düzenlenen söyleşide; hukukun üstünlüğü, demokratik değerler ve toplumsal barışın önemi üzerine kapsamlı bir perspektif sundu. Söyleşiye; CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Eski Milli Eğitim ve Milli Savunma Bakanı Turhan Tayan, 24. Dönem CHP Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı. GENİŞ KATILIMLI DEMOKRASİ DİYALOĞU Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer’de uzlaşma kültürü ve ortak akılla hareket ettiklerini belirtti. Nilüfer Kent Konseyi, mahalle komiteleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla, her fırsatta demokrasiyi güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, toplumsal barış için hukukun ve demokrasinin vazgeçilmez olduğunu hatırlattı. BARIŞIN TEMELİ HUKUK VE ADALETTİR Söyleşisinde Bursa’nın Türkiye’nin dördüncü büyük şehri olarak stratejik önemine ve potansiyeline değinen Prof. Dr. Ahmet Özer, demokratik normalleşmenin önemine dikkat çekti. İnsan aklının şimdiye kadar bulduğu en ideal yönetim biçiminin demokrasi olduğunu ifade eden Özer, bu sistemin halkın rızasına dayanması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Ahmet Özer, konuşmasında şu temel vurguları yaptı: “Adalet devletin temelidir. Adaletin zayıflaması durumunda devletin de güç kaybedeceğini unutmamalıyız. Hukuk, toplumları bir arada tutan en güçlü çimentodur. Toplumsal adaletin sağlanmadığı bir ortamda ekonomik sorunların da çözülemeyeceğini, kalkınmanın temelinde güvenilir bir hukuk sisteminin yattığını her fırsatta hatırlamalıyız. Barış ise sadece çatışmasızlık değil; huzur, diyalog ve farklılıklarla bir arada yaşama kültürüdür. En kötü barış bile en iyi savaştan bin kat daha iyidir.” Siyasetin temel işlevinin üretimi artırmak ve adil bölüşümü sağlamak olduğunu da hatırlatan Özer, siyasi partilerin birbirinin düşmanı değil rakibi olduğunu ve bu rekabetin nezaket çerçevesinde yürütülmesinin Türkiye’nin demokratik normalleşmesi için elzem olduğunu söyledi. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. Prof. Dr. Ahmet Özer, program sonunda kitaplarını imzaladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.