SON DAKİKA
Hava Durumu

#Abd

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Abd haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Abd haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD-Kanada ticaret gerilimi tırmanıyor: Trump yönetiminden sert mesaj Haber

ABD-Kanada ticaret gerilimi tırmanıyor: Trump yönetiminden sert mesaj

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi ile Kanada arasındaki ticaret gerilimi yeni bir aşamaya taşındı. Washington, Kanada’yı ticaret savaşını büyütmemesi konusunda uyarırken, iki ülke karşılıklı gümrük vergileri üzerinden yeniden karşı karşıya geldi. ABD ile Kanada arasında yürütülen müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından Washington, Kanada’dan ithal edilen bazı ürünlere yüzde 50 oranında gümrük vergisi uygulamaya başladı. Söz konusu tarifelerin yaklaşık 20 milyar dolar değerindeki Kanada ürününü kapsadığı ve bunların Kanada’nın ABD’ye yaptığı toplam ihracatın yaklaşık yüzde 5,5’ine karşılık geldiği belirtildi. Kanada yönetimi ise ABD’nin kararına karşılık verme hazırlığında olduğunu duyurdu. Ottawa, 8 Eylül’den itibaren ABD menşeli çelik ve süt ürünlerine yeni gümrük vergileri uygulanacağını açıkladı. ABD'den Kanada'ya "ticaret savaşı" uyarısı ABD Ulaştırma Bakanı Sean Duffy, Kanada'nın Washington ile ticaret savaşını tırmandırması halinde ekonomik açıdan daha fazla zarar göreceğini savundu. Duffy, Kanada'nın ABD ile ticaretten elde ettiği ekonomik faydanın, ABD'nin Kanada ile ticaretinden sağladığı kazanımdan daha yüksek olduğunu öne sürerek Ottawa'nın bu mücadelede Washington'a karşı üstünlük sağlayabileceğini düşünmesini eleştirdi. ABD'li Bakan ayrıca Kanada Başbakanı Mark Carney'nin kısa süre içerisinde yeniden müzakere masasına dönmesini beklediğini söyledi ve mevcut tablonun Kanada ekonomisi açısından ağır sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Carney: "Bize saldırıldı" Kanada Başbakanı Mark Carney ise ABD'nin yeni tarifelerine sert tepki gösterdi. Carney, Washington'ın kararını bir saldırı olarak nitelendirerek Kanada'nın buna karşılık vermek zorunda olduğunu belirtti. Kanada yönetimi bu kapsamda ABD ürünlerine yönelik yeni vergileri devreye sokmaya hazırlanırken, iki ülke arasındaki ticaret anlaşmazlığının daha da büyümesi ihtimali gündeme geldi. Trump'tan Kanada'ya sert eleştiri ABD Başkanı Donald Trump da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Kanada'nın ABD ile ilişkilerinden önemli ekonomik kazanımlar elde ettiğini savundu. Trump, Kanada'nın ABD'nin bir eyaleti olmadan Washington'dan faydalanmak istediğini ileri sürerken, Kanada'nın uzun süredir ABD'li çiftçilere yüksek vergiler uyguladığını belirtti. Karşılıklı tarife kararları, ABD ile Kanada arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir gerilim başlatırken, gözler iki ülkenin yeniden müzakere masasına dönüp dönmeyeceğine çevrildi.

ABD’de Trump yönetiminin 75 ülkeye yönelik vize politikası mahkemeden döndü Haber

ABD’de Trump yönetiminin 75 ülkeye yönelik vize politikası mahkemeden döndü

ABD’de federal yargıç Jeannette Vargas, aralarında Afganistan, İran, Rusya ve Somali’nin de bulunduğu 75 ülkenin vatandaşlarına yönelik göçmen vizesi işlemlerinin askıya alınmasını öngören Trump yönetimi politikasını yasaya aykırı bularak iptal etti. ABD’de Donald Trump yönetiminin göçmenlik politikalarına ilişkin önemli bir mahkeme kararı çıktı. New York’taki federal bölge mahkemesinde görülen davada, yönetimin 75 ülkenin vatandaşlarının göçmen vizesi başvurularını durdurmasına yönelik uygulaması iptal edildi. ABD Bölge Yargıcı Jeannette Vargas, söz konusu politikanın Göç ve Vatandaşlık Yasası’na aykırı olduğunu ve yönetimin yasal yetkisini aştığını değerlendirdi. 75 ülkeden vize başvurularına askıya alma kararı Trump yönetimi, vatandaşlarının ABD’de kamu yardımına ihtiyaç duyma ihtimalini yüksek gördüğü 75 ülkeden yapılan göçmen vizesi başvurularının durdurulması yönünde konsolosluklara talimat vermişti. Politikanın hedefindeki ülkeler arasında Afganistan, İran, Rusya ve Somali gibi ülkeler de yer alıyordu. Dışişleri Bakanlığı, uygulamanın daha önce yürürlüğe giren ve ABD’ye gelecek göçmenler arasında “kamuya yük” oluşturabilecek kişilere yönelik kuralları sıkılaştıran düzenlemenin ardından hayata geçirildiğini açıklamıştı. Yargıç: “Yetki aşıldı” Yargıç Vargas kararında, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından uygulanan politikanın, uygun şartları taşıyan başvuru sahiplerine hukuki bir gerekçe olmaksızın vize verilmesini engellediğini belirtti. Vargas, bu uygulamanın yönetimin sahip olduğu yetkiyi aştığı sonucuna vardı. Yargıca göre Kongre, göçmenlerin vize almaya uygun olup olmadığını değerlendirme yetkisini, yasada belirtilen kriterler çerçevesinde konsolosluk görevlilerine vermiş durumda. Bu nedenle başvuru sahibinin yalnızca vatandaşlığına dayanılarak göçmenlik vizesinin kategorik biçimde engellenmesinin mevcut yasal düzenlemeyle bağdaşmadığı belirtildi. “Kongre’nin verdiği yetkiyi baltalıyor” Vargas, politikanın yalnızca başvuru sahiplerini değil, Kongre tarafından konsolosluk görevlilerine verilen değerlendirme yetkisini de etkilediğine dikkat çekti. Kararda, konsolosluk memurlarının her başvuruyu yasada belirtilen özel kriterlere göre değerlendirmesi gerektiği vurgulanırken, ülke vatandaşlığı temelinde toplu şekilde vize işlemlerinin durdurulmasının bu sistemi devre dışı bıraktığı belirtildi. Trump yönetimi kamu yardımı verilerini gerekçe göstermişti ABD Dışişleri Bakanlığı, vize işlemlerinin askıya alınmasına ilişkin kararında Ekonomik Danışmanlar Konseyi tarafından hazırlanan verilere atıfta bulunmuştu. Bakanlık, söz konusu ülkelerden gelen göçmenlerin bulunduğu hanelerin yüzde 30’undan fazlasının bir tür kamu yardımından yararlandığını savunmuştu. Mahkemenin kararıyla birlikte Trump yönetiminin bu veriler üzerinden 75 ülkenin vatandaşlarına yönelik uyguladığı toplu vize işlemi durdurma politikası önemli bir hukuki engelle karşı karşıya kaldı.

Suriye’den İsrail’e tepki: “Artık güvenmiyoruz, temaslar kesildi” Haber

Suriye’den İsrail’e tepki: “Artık güvenmiyoruz, temaslar kesildi”

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, İsrail’in Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne düzenlediği saldırının ardından Şam yönetimi ile Tel Aviv arasındaki temasların kesildiğini açıkladı. Şeybani, Suriye’nin önceliğinin İsrail saldırılarının sona ermesi olduğunu belirterek diplomasi kapısının tamamen kapanmadığı mesajını verdi. Suriye ile İsrail arasındaki gerilim, İsrail’in Suriye topraklarındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne yönelik saldırısının ardından yeniden tırmandı. Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Reuters’a yaptığı açıklamada, 18 Ağustos’ta gerçekleşen bombardımanın ardından İsrail ile Şam yönetimi arasındaki temasların durduğunu söyledi. Şeybani, Suriye’nin Ebu Zuhur Üssü’nün Türkiye’ye ait bir askeri üs olmayacağı yönündeki mesajını İsrail tarafına ilettiğini ancak buna rağmen hava üssünün bombalandığını belirtti. “Suriye şu anda İsrail’e güvenmiyor” Şeybani, saldırının ardından Suriye’nin İsrail’e yönelik tutumunun değiştiğini belirterek, “Suriye şu anda İsrail’e güvenmiyor” dedi. Suriye Dışişleri Bakanı, ülkesinin önceliğinin İsrail saldırılarının durdurulması olduğunu vurguladı. Bununla birlikte Şeybani, diplomasi seçeneğinin tamamen rafa kaldırılmadığını belirterek İsrail’e önemli bir mesaj verdi. Şeybani, Suriye’nin diplomasi için elini uzattığını ve İsrail’in önündeki tarihi fırsatı değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Suriye’den Türkiye mesajı Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani, açıklamasında Türkiye ile askeri alandaki iş birliğine de değindi. Suriye ordusunun yeniden yapılandırılması ve askeri eğitim konusunda Türkiye’nin desteğinden yararlandıklarını belirten Şeybani, Türkiye’nin desteğine müteşekkir olduklarını ve bu desteği reddetmeyeceklerini ifade etti. Açıklama, Şam yönetiminin Türkiye ile savunma ve askeri eğitim alanındaki iş birliğini sürdürme konusunda kararlı olduğu şeklinde değerlendirildi. İsrail Ebu Zuhur Hava Üssü’nü neden vurdu? İsrail savaş uçakları, Suriye’nin kuzeyindeki İdlib ilinin doğusunda bulunan Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne 18 Ağustos’ta hava saldırısı düzenledi. Daha önce kullanılmayan ve terk edilmiş durumda olduğu belirtilen askeri tesisin hedef alındığı saldırıda can kaybı veya yaralanma olup olmadığına ilişkin resmi bir bilgi paylaşılmadı. Suriyeli bir yetkili, İsrail savaş uçaklarının üsse 8 ayrı saldırı düzenlediğini ve bombardımanda pist ile hangarda bulunan kullanılmayan bir yapının hedef alındığını açıkladı. ABD Büyükelçisi Barrack’tan dikkat çeken değerlendirme ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack da İsrail’in saldırısına ilişkin değerlendirmede bulundu. Barrack, saldırının Türkiye’yi kışkırtmaya yönelik bir girişim olabileceğini veya seçim öncesi siyasi bir hamle niteliği taşıyabileceğini ifade etti. İsrail’in Suriye’deki saldırısının ardından Şam ile Tel Aviv arasındaki temasların kesilmesi, bölgede Türkiye’nin de dahil olduğu diplomatik ve güvenlik trafiğinin yeniden hareketlenmesine neden oldu.

ABD’den Gazze Açıklaması: “21 Maddelik Barış Planının Tam Uygulanmasında Kararlıyız” Haber

ABD’den Gazze Açıklaması: “21 Maddelik Barış Planının Tam Uygulanmasında Kararlıyız”

ABD Dışişleri Bakanlığı, Gazze’de ateşkes ve kalıcı barış hedefiyle hazırlanan 21 maddelik planın eksiksiz uygulanması konusunda kararlı olduklarını açıkladı. Bakanlık ayrıca Gazze’de görev yapması planlanan Uluslararası İstikrar Gücü için finansman sağlanmasına yönelik Kongre bildiriminde bulunulduğunu duyurdu. ABD Dışişleri Bakanlığı, Gazze’de barış ve güvenliğin sağlanmasına yönelik 21 maddelik planın uygulanmasına ilişkin yeni bir açıklama yaptı. Bakanlık Sözcüsü Tommy Pigott, New York Times’a yaptığı değerlendirmede, İsrail tarafından gelen plana yönelik farklı açıklamalara rağmen Washington yönetiminin söz konusu planın uygulanması konusunda kararlı olduğunu belirtti. Pigott, ABD Başkanı Donald Trump tarafından ortaya konulan 21 maddelik Gazze barış planının tam olarak hayata geçirilmesini istediklerini ifade etti. Uluslararası İstikrar Gücü planın önemli parçası ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Gazze’de güvenlik ve istikrarın sağlanabilmesi açısından Uluslararası İstikrar Gücü'nün planın temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Washington yönetiminin bu gücün oluşturulması ve görev yapabilmesi için gerekli adımları atmayı sürdürdüğünü belirten Pigott, finansman konusunda da Kongre sürecinin başlatıldığını açıkladı. Kongreye finansman bildirimi yapıldı Pigott, ABD Dışişleri Bakanlığının Uluslararası İstikrar Gücü'ne finansman sağlama niyetini içeren resmi bildirimi 31 Temmuz'da Kongreye gönderdiğini belirtti. Söz konusu tarih, Trump yönetimindeki Barış Kurulunun Hamas'ın silahsızlandırılması ve İsrail güçlerinin Gazze’den çekilmesine ilişkin bir anlaşmaya varıldığını duyurduğu döneme denk geldi. ABD yönetiminin bu adımı, Gazze’de güvenliğin sağlanması ve barış planının uygulanması için uluslararası bir mekanizma oluşturma çabasının parçası olarak değerlendiriliyor. Netanyahu’nun açıklamaları sürecin geleceğine ilişkin soru işaretleri oluşturdu İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun söz konusu plana karşı çıkan açıklamalarının ardından sürecin nasıl ilerleyeceğine ilişkin belirsizlik ortaya çıktı. ABD yönetimi ise planın uygulanması yönündeki tutumunu sürdürüyor. Trump'ın damadı ve özel temsilcisi Jared Kushner da planla ilgili destek oluşturmak amacıyla bu hafta Orta Doğu temaslarında bulundu. Kushner, Mısır’da Hamas yöneticileriyle, Kudüs’te ise Netanyahu ile görüşmeler gerçekleştirdi.

Trump’tan İran’a “Eşi benzeri görülmemiş boyutta bir ekonomik operasyon olacak” tehdidi Haber

Trump’tan İran’a “Eşi benzeri görülmemiş boyutta bir ekonomik operasyon olacak” tehdidi

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik eşi benzeri görülmemiş boyutta bir "ekonomik operasyon" ilan ettiğini belirtti. Trump, Tahran yönetimine destek veren ülkelerin, şirketlerin ve finans kuruluşlarının da ağır ekonomik yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İran’a anlaşma için fırsat sunduğunu ancak Tahran’ın bu fırsatı değerlendirmediğini savundu. Bunun üzerine Washington’ın şimdiye kadar herhangi bir ülkeye karşı uygulanmış en kapsamlı ekonomik baskı politikalarından birini hayata geçireceğini söyledi. Trump, yeni dönemi “eşi benzeri görülmemiş ölçekte ekonomik savaş ve izolasyon” olarak tanımladı. İran’a ekonomik destek sağlayan ülkeler hedefte ABD Başkanı, yalnızca İran yönetimini değil, Tahran’ın ekonomik bağlantılarını sürdüren üçüncü ülkeleri de hedef aldı. Trump; finans kuruluşları, şirketler, havalimanları ve devlet kurumları üzerinden İran’a ekonomik kaynak aktarılmasına izin veren ülkelerin ciddi ekonomik sonuçlarla karşılaşacağını belirtti. Özellikle İran'ın gelir elde etmesini sağlayan petrol ticareti, nakit transferleri, döviz işlemleri, gemi sicilleri ve paravan şirketler Washington’ın merceğinde olacak. Bu yaklaşım, ABD'nin İran'a yönelik yaptırım politikasında yalnızca Tahran'ı değil, İran ekonomisinin uluslararası bağlantılarını da baskı altına alma hedefinin güçlendiğini gösteriyor. Washington’dan “ekonomik kuşatma” mesajı Trump’ın açıklaması, ABD Hazine Bakanlığının İran’ın ekonomik kaynaklarını sınırlandırmaya yönelik son dönemdeki girişimlerinin devamı niteliğinde. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de 14 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, Washington’ın İran’a yönelik politikalarının dünya ekonomisinin daha önce görmediği ölçekte bir izolasyon oluşturacağını savunmuştu. Yeni hamlenin, Birleşik Arap Emirlikleri’nin İran’la ekonomik işlemlerini durdurma kararı sonrasında gelmesi de dikkat çekti. Böylece Washington’ın İran’ın bölgesel ticaret ve finans ağlarını daraltma çabası daha geniş bir ekonomik baskı kampanyasına dönüşüyor. Trump: İran nükleer silaha sahip olamayacak Trump açıklamasında İran’ın nükleer kapasitesine de değindi. ABD Başkanı, İran’ın hiçbir koşulda nükleer silaha sahip olmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Trump ayrıca müttefiklerinden Washington ile birlikte hareket etmelerini istedi. İran’ın bölgesel ve küresel ölçekte tehdit oluşturduğunu savunan ABD Başkanı, uygulanan ekonomik önlemlerin Tahran’ın dış kaynaklara erişimini ve bölgesel faaliyetlerini sınırlandıracağını ileri sürdü. Bu açıklamalar, ekonomik yaptırımların Washington açısından yalnızca İran ekonomisini hedefleyen bir araç değil, aynı zamanda İran’ın askeri ve bölgesel kapasitesini sınırlandırma stratejisinin bir parçası olarak görüldüğüne işaret ediyor. Hürmüz Boğazı’nda petrol trafiği geriledi ABD ile İran arasındaki çatışmaların etkisi enerji piyasalarında da hissediliyor. Yaklaşık altı aydır devam eden savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği önemli ölçüde yavaşladı. Trump, gemilerin boğazdan geçişlerini sürdürdüğünü belirtse de uluslararası basına yansıyan verilere göre Hürmüz’den taşınan petrol miktarı savaş öncesi seviyelerin yaklaşık yarısına kadar geriledi. Dünya petrol ticaretinin önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki hareketliliğin azalması, çatışmanın yalnızca İran ve ABD arasındaki askeri dengeleri değil, küresel enerji arzını da doğrudan etkilediğini gösteriyor. Ekonomik baskı yeni bir cephe açabilir Trump’ın son açıklamasıyla birlikte İran’a yönelik mücadelenin askeri boyutunun yanında finans, enerji ve uluslararası ticaret alanlarında daha sert bir döneme girmesi bekleniyor. Washington’ın İran’la ekonomik ilişkilerini sürdüren üçüncü ülkeleri de tehdit etmesi, önümüzdeki dönemde ABD ile İran arasındaki çatışmanın doğrudan taraflar arasındaki bir mücadele olmaktan çıkıp daha geniş bir ekonomik baskı ağına dönüşebileceği mesajını veriyor.

Netanyahu: Suriye’de Türk askeri varlığına müsamaha göstermeyeceğiz Haber

Netanyahu: Suriye’de Türk askeri varlığına müsamaha göstermeyeceğiz

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suriye’deki yeni yönetim ve Türkiye’nin bölgedeki askeri faaliyetlerine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Netanyahu, Suriye topraklarında herhangi bir Türk askeri varlığını İsrail açısından doğrudan ulusal güvenlik tehdidi olarak değerlendirdiklerini belirterek Şam yönetimine sert bir mesaj gönderdi. İsrail medyasına konuşan Netanyahu, Suriye hükümetini daha önce farklı diplomatik kanallar aracılığıyla uyardıklarını ancak Şam yönetiminin İsrail’in mesajlarını doğru anlamadığını öne sürdü. Netanyahu, İsrail ordusunun 18 Ağustos’ta İdlib’deki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği saldırıya da değinerek operasyonun İsrail’in tutumunu açık biçimde ortaya koymayı amaçladığını savundu. İsrail’den Türkiye’nin Suriye’deki varlığına itiraz Netanyahu’nun açıklamalarının merkezinde Türkiye’nin Suriye’deki olası askeri varlığı yer aldı. İsrail Başbakanı, Türkiye’nin Suriye’de askeri kapasitesini artırmasını İsrail’in güvenliği açısından kabul edilemez bir gelişme olarak gördüklerini ifade etti. Açıklamalar, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in Suriye sınırının güneyindeki birlikleri ziyaret ettiği dönemde geldi. Zamir de bölgedeki gelişmeleri yakından izlediklerini belirterek, İsrail sınırlarında herhangi bir hasım gücün hakimiyet kurmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Bu açıklamalar, Ankara ile Tel Aviv arasında Suriye sahası üzerinden ortaya çıkan rekabetin daha açık biçimde güvenlik başlığına taşındığını gösteriyor. Ebu Zuhur saldırısı gerilimi artırdı İsrail savaş uçakları 18 Ağustos’ta İdlib vilayetindeki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’nı hedef aldı. Saldırıda pist ve havaalanına ait bazı altyapı unsurlarının zarar gördüğü bildirildi. İsrail kaynakları, operasyonun Türkiye’nin bölgede askeri varlık oluşturmasına ilişkin kaygılarla bağlantılı olduğunu öne sürerken, Türk askeri heyetinin havaalanındaki restorasyon çalışmaları kapsamında bölgede bulunduğu iddiaları da gündeme geldi. Suriye yönetimi ise saldırıyı kınayarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni harekete geçmeye çağırdı. Şam yönetimi saldırının Suriye’nin egemenliğine yönelik bir ihlal olduğunu savundu. Washington’dan İsrail’e mesafe Suriye’deki gerilim Washington’da da yakından takip ediliyor. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Ebu Zuhur saldırısını “gereksiz bir tırmanma” olarak nitelendirerek askeri yöntemler yerine diplomatik çözüm çağrısında bulundu. Barrack ayrıca Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetiminin saldırgan bir politika izlemediğini ve gerilimi düşürmeye yönelik adımlar attığını savundu. ABD’nin bu yaklaşımı, Washington’ın Suriye sahasında Türkiye ile İsrail arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimalinin ortaya çıkmasını istemediğine işaret ediyor. İsrail muhalefetinden Netanyahu’ya tepki Netanyahu’nun Türkiye ve Suriye'ye yönelik sert açıklamaları İsrail içinde de tartışma yarattı. İsrail Demokrat Partisi lideri Yair Golan, Suriye’ye yönelik operasyonları “kışkırtıcı ve tehlikeli” olarak değerlendirdi. Golan, mevcut politikaların İsrail’i Türkiye ile sıcak bir çatışmanın içine sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Ayrıca ordunun siyasi hesaplar doğrultusunda kullanılmasının ABD başta olmak üzere İsrail’in müttefikleriyle ilişkilerine zarar verebileceğini savundu. Muhalefet lideri, Netanyahu’yu ülkenin güvenliğinden ziyade siyasi geleceğini öncelemekle suçladı. İsrail ve Suriye arasında kritik telefon görüşmesi iddiası Gerilimin tırmanmasından önce İsrail ile Suriye arasında üst düzey bir temas gerçekleştirildiği de öne sürüldü. Reuters'a konuşan kaynaklara göre Mossad Direktörü Roman Goffman ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, 14 Ağustos’ta telefon görüşmesi yaptı. Görüşmede Türkiye’nin Suriye’deki askeri hareketliliğinin ele alındığı iddia edildi. Bu temasın, Beşşar Esed yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana İsrail ve Suriye arasındaki en üst düzey iletişim kanallarından biri olduğu ileri sürülüyor. Ancak İsrail Başbakanlık Ofisi ve Suriye Dışişleri Bakanlığı görüşmeye ilişkin resmi bir doğrulama yapmadı.

Trump’tan İran görüşmelerine fren: Üst düzey temsilcilere “durdurun” talimatı Haber

Trump’tan İran görüşmelerine fren: Üst düzey temsilcilere “durdurun” talimatı

CNN’in aktardığı bilgilere göre Trump, İran konusunda yeni bir yaklaşım benimsemeye hazırlanıyor. ABD’li bir yetkili, Başkan’ın yönetimindeki üst düzey isimlere İran’la devam eden görüşmeleri durdurma talimatı verdiğini söyledi. Trump daha önce görüşme planını reddetmişti Trump daha önce ABD’nin İran’la görüşme planı olmadığını açıklamıştı. Son gelişme, Washington ile Tahran arasındaki diplomatik temasların geleceğine ilişkin belirsizliği artırdı. ABD Başkanı ayrıca Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Geçişlerin sınırlı kaldığı ve boğazdan ayrılmaya çalışan bir gemiye saldırı düzenlendiğine yönelik haberler bulunmasına rağmen Trump, Hürmüz Boğazı’nın açık ve işler durumda olduğunu savundu. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ABD’nin bölgede uyguladığı ablukayı da “tamamen yürürlükte”olarak nitelendirdi. ABD Başkanı ayrıca deniz mayınlarının tamamının temizlendiğini öne sürdü. İran’dan ABD varlıklarına yönelik misilleme seçeneği Financial Times’ın Tahran’daki iki üst düzey kaynağa dayandırdığı haberine göre İran yönetimi, çatışmanın daha da tırmanması ihtimaline karşı farklı misilleme seçeneklerini değerlendiriyor. Bu seçenekler arasında Güneydoğu Avrupa’daki ABD varlıklarının hedef alınması ve Hürmüz Boğazı’ndan geçen denizaltı fiber optik kablolarına yönelik saldırılar bulunduğu iddia edildi. Söz konusu iddialar, ABD ile İran arasındaki gerilimin yalnızca Körfez bölgesiyle sınırlı kalmayabileceği endişelerini artırdı. Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiği geriledi Gerilimin etkileri kritik enerji güzergâhlarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğine de yansıdı. Kpler verilerine göre salı günü temel emtia taşıyan 6 gemi Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yaptı. Bir önceki gün bu sayı 9 olarak kaydedilirken, son 10 günlük ortalama 11 gemi seviyesinde kaldı. İran savaşının ardından boğazdaki ablukanın ne zaman tamamen sona ereceğine ilişkin net bir işaret bulunmaması, gemi sahiplerinin önemli bölümünün güzergâhtan uzak durmasına yol açıyor. Washington-Tahran hattında diplomatik temasların askıya alınması ve Hürmüz’de deniz trafiğinin yavaşlaması, İran krizinde yeni ve daha sert bir döneme girilebileceği yönündeki endişeleri güçlendiriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.